Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

Yorum Yok

Proje Okullar

Proje Okullar

| On 30, Eki 2016

Birce Alkın
birce.alkin@boun.edu.tr
Gizem Kılıç
gizem.kilic@boun.edu.tr
Oğulcan Karayurt
Ogulcan.karayurt@boun.edu.tr

Süreç, 19 Eylül 2016 günü yayınlanan bir genelge ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğrenciler tarafından en çok tercih edilen, en gözde okulları Proje Okul ilan etmesiyle başladı. Aralarında İstanbul Erkek, Galatasaray Lisesi, Cağaloğlu Lisesi, Ankara Atatürk, Bornova Anadolu Lisesi, Kabataş Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi’nin de bulunduğu 155 okulun, 8 yıldan uzun süredir aynı kurumda görev yapmakta olan öğretmenlerine internet üzerinden tercih yapmaları gerektiği ve bu tercihlerine göre şehirdeki farklı okullara yerleştirilecekleri bildirildi. Aynı şekilde, “proje okullara” da MEB tarafından yeni öğretmenler atanacak ve okula atanan müdür isterse kendi kadrosunu kurabilecekti.

Alınan bu karar, şimdiden hem eğitim bakımından hem de duygusal anlamda oldukça yıkıcı sonuçlar doğurdu. Yıllardır emek verdikleri okullarından, yetiştirdikleri öğrencilerinden, birlikte çalıştıkları iş arkadaşlarından ayrılmak istemeyen öğretmenler ve çok sevdikleri eğitimcilerini kaybetmek istemeyen öğrencilerin tepkisi ülke gündemine oturdu. İlk direnç Twitter üzerinden gösterildi, #ogretmenimedokunma hashtagi ile gösterilen tepki büyük yankı uyandırdı ve destek topladı. Kadıköy Anadolu Lisesi önünde velilerin organize ettiği bir protesto gerçekleştirildi. Eyleme CHP’li vekiller ve Eğitim Sen üyeleri de katıldı. “Projeniz Değiliz!” sloganı ile başlayan protestoda “Türkiye laiktir, laik kalacak!” cümleleri de yankılandı. Protestoyu kontrol altında tutmak için Kadıköy Anadolu Lisesi’ne çevik kuvvet ve TOMA girmesi ise medyada geniş yer buldu.

Bu itiraz ve protestolara sadece proje okullarda okuyan öğrencilerin ve çalışan öğretmenlerin katılmaması ve her kesimden itiraz yükseltmesi, yönetmelik ve getireceği değişiklikler sadece öğretmenlerin emek verdikleri okullardan koparılması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda ülkenin en önde gelen okullarının geleneklerinin, sürdürdükleri eğitimin kalitesinin ve ülkenin önde gelen aydın ve liderlerini yetiştirme kabiliyetinin de sonu demek oluyor. Kabataş Erkek Lisesi’nde son sınıfta okuyan bir öğrenci için okul ilk yılına kıyasla tamamen farklı bir yerde: “Lise tercihlerini yapacak bir çocuğa Kabataş Erkek Lisesi’ni tavsiye etmeden önce bir kez düşünürdüm, artık beş kez düşünürüm. Çünkü bu okulu diğerlerinden ayıran nitelikler git gide azalıyor. Bana çok şey kattı, yine olsa yine gelirdim fakat sadece son bir yıldaki değişimi görmek bile insanı ürkütüyor. Okulun gelecekte nasıl bir hal alacağını düşünemiyorum. Tek tip öğrenci yetiştirilmeye çalışılıyor. Geçen senelerle karşılaştırdığımızda sürekli kısıtlandığımızı görüyoruz. Türkiye’nin farklı kültürlerini ve düşüncelerini bir arada bulunduran kozmopolit bir okulduk ve bizim bile özlemle andığımız bu havayı gelecek alt dönemlerimiz belki de hiçbir zaman soluyamayacaklar.” Geçen sene gündeme mezuniyetlerinde müdürlerine yaptığı konuşma sırasında arkalarını dönüp protesto etmeleriyle oturan İstanbul Erkek Lisesi öğrencileri ise yine aynı tek tipleşmeden ve kısıtlandırılmadan rahatsız:”Geçen sene birçok etkinliğimiz ve söyleşilerimizin engellenmesi özgür düşünce ortamının engellenmeye çalışıldığının bir göstergesidir ama biz inanıyoruz ki bizi biz yapan değerlerimizi kaybetmeyecek ve her zaman özgür düşünceden yana olacağız.” Bunlar öğrencilerin görüşlerinin sadece birkaçı. Fakat protestolarda ve sosyal medyada gösterdikleri bir arada duruş bunun proje okullarda okuyan öğrencilerin, çalışan öğretmenlerin ve aynı zamanda velilerin çoğunluğunun duruşu niteliğinde.
Bu konuda Dinamik’e konuşanlardan belki de en etkileyici yorum ismini vermek istemeyen Kabataş Erkek Lisesi öğretmeninden geldi:

“ ‘Proje Okulu’ nedir ve aslında ne yapılmak isteniyor? Bu konuyu teknik detaylara ve mevzuata boğmadan en sağlıklı biçimde anlatabilmek için Boğaziçi Üniversitesini metafor olarak kullanacağım. Diyelim ki Boğaziçi Üniversitesi gibi yüksek standartlara uzun yıllar sonucunda ulaşmış bir okulu adım adım ele geçirip kendi ideolojimiz doğrultusunda değiştirmek istiyoruz. Ama bu öyle bir gecede olmaz bunu da biliyoruz. O zaman ne yapabiliriz bir bakalım. Önce sessiz sedası bir yönetmelik çıkaralım. İçinde ‘proje okulu’ diye bir kavram geçsin. Kimsenin dikkatini çekmeyelim ki erkenden tartışma çıkmasın. Bağlı olduğu kanundan etkilenmesin diye üniversitenizin adını değiştirelim: ‘Boğaziçi Proje Üniversitesi’… Siz yine de çok etkilenmediniz altı üstü tabela değişikliği dediniz değil mi? Sonra rektörünüzü değiştirelim. Normalde yarı demokratik de olsa seçimle gelen Boğaziçi rektörünü ideolojimize yakın kişiler arasından keyfimizce seçelim çünkü yukarıda çıkardığımız yönetmelik buna izin veriyordu. Fark etmediniz ama ‘altı üstü tabelanızı’ değiştirerek sizi o mevzuata bağlamıştık. Şimdi rektörümüze olağanüstü yetkiler verelim değil mi? İstediği öğretim görevlisini tutsun istediğini göndersin ve hatta ona bir de ‘Boğaziçi Lisesi’ açma hakkı verelim. Bu liseye de öğrenci seçimi ‘mülakat’la olsun. Liseden üniversiteye geçiş de elbette sınavsız olacak. Abartmıyorum ‘Proje Okulları Yönetmeliği’ ortada buna çok net izin veriyor. Hem böylece soru vermek yerine kendi yakınlarımızı ‘kanun’a uygun biçimde üniversitemize alabiliriz.
Gerçeklikten kopmayın diye Boğaziçi Üniversitesi’ni ‘Kabataş Erkek Lisesi’ rektörü ‘okul müdürü’ liseyi ‘ortaokul’ diye okuyun. Şimdi rektörümüz ‘enkaz edebiyatı’na başlayabilir artık: ‘Boğaziçi çok başarısız bir üniversite hiç proje yapmıyor, aşırı özgürlükçü, gay kulüpleri falan var, çimlerde erkek kız oturuyorsunuz, bazılarınız tayt giyiyor vs.vs.’ İstediğiniz kadar bağırın ülkenin en zeki çocukları bunlar, her sene derece yapıyorlar, sınav başarı oranları ortada… Siz rektörünüzü ciddiye alıp bilimsel açıklamalar yapmaya çalışın ama onun gizli bir ajandası var ve bu ‘enkaz edebiyatı’ işin kamuoyuna seslenen kısmı.
Rektörünüz ikinci hamleye geçebilir: ‘Hocalar yetersiz sekiz yıldan fazla Boğaziçi’nde çalışan her hoca kendine okul bulsun. Sekiz yılın altındakileri de (ideolojisine göre demiyorum elbette(!)) ben ayıklayacağım zaten. Hem böyle bir üniversitede her hocanın çalışma hakkı yok mu? Size mükemmel hocalar getireceğiz.’ Siz yine itiraz edin isterseniz: ‘Ama Boğaziçi’ni ortaya çıkaran değerlerden biri de bu hocalar değil mi?’ cevap hazır: ‘İyi ya işte bu hocalarımız biraz da başka okulları üst düzeye çıkarsınlar’ yani rektörünüz sizinle kafa yapıyor. Tüm hocalarınızı ‘Giresun Üniversitesi’ hocalarıyla yer değiştirerek orayı da Boğaziçi Üniversitesine çevireceğini falan savunuyor her yerde… Nasıl olsa yandaşları ‘hani bunlar yetersizdi’ diye sormaz. Rektörümüz şimdi yeni hocaları seçebilir. Aslında gayet de renkli seçimler yapmış gibi görünebilir ilk etapta çeşitli vakıflardan, ne olduğu belli bir sendikadan, yeni moda cemaatlerden referansı getiren artık hocanızdır. Bu arada rektörümüz fikrine uygun sekiz yıllık hocaları bir haftalığına başka okullara gönderip geri alma hakkına sahiptir olmadı geçici idareci yapabilir. Yani kendi arkadaşlarını göndermemek için olanakları çoktur. Siz yine bağırabilirsiniz: ‘Bari bir sınav yapsaydınız, boyuna kilosuna baksaydınız, numaradan da olsa mülakatla alsaydınız.’ Rektörünüz olası tüm tepkileri ‘tehdit’le, şantajla, bir parmak balla kesmeye başladı bile… Kamuoyu sadece ‘hocalara’ odaklandı. Mesele onlarca yıl içinde yaratılan ‘Boğaziçi’ değeri değilmiş de sanki hocaların kendi statükolarını koruma güdüleriymiş gibi de tartışılınca rektörünüz ellerini ovuşturmaya başlar. Ama her okulun kamuoyu Boğaziçi kamuoyu değil ki… Gizli ajandayı gören diğer proje okulları karşı çıkmaya başlayınca iş ayyuka çıkar. Bu arada rektör yardımcınız bir video kaydetmiş ve bu videoda ( siz bunu Kabataş Erkek Lisesi Müdür Yardımcısı diye okuyun) asıl niyetlerini açık edivermiştir. Boğaziçi Üniversitesi dahil tüm üniversiteleri aslında ilahiyat fakültesine (siz bunu da imam hatip lisesi diye okuyun) çevirmek amacındadırlar ve bunu süslü projelerle yapmaya niyetlenmişlerdir. Ülkede bir anda gündem oluverdiniz ama bu arada atı alan da Üsküdar sahillerine varmak üzere…
Size proje okulu uygulamasının ne olduğunu Boğaziçi Üniversitesi benzetmesiyle anlatmaya çalıştım. Eksiği var fazlası yok. Büyük bir kültür, birikim ve değerle oluşmuş ülkedeki en başarılı liseler ideolojik bir yıkım projesiyle dağıtılıyor. Evrensel değerlere bağlı bilimsel bilgiyle insan yetiştiren bu okulları dağıtma isteğinin temelinde ne olduğu da ortaya çıktı. Tekrar etmeye gerek yok. Ben mezun oldum, ben o okulda okumadım diyenler sıranın Boğaziçi Üniversitesinde olmadığını mı düşünüyorsunuz?”

Önümüzde uzun ve belirsizliklerle dolu bir süreç var. Öğretmenler okullarından ve sevdikleri, bazılarını yetiştirdikleri öğrencilerinden ayrılmaya başladılar. Bunların duygusal görüntüleri her geçen gün sosyal medyaya düşmeye devam ediyor. Geride kalan ise eğitimde oluşan ve proje okul seçilen liselerde oluşan büyük ve yer doldurulamaz boşluk. Okullardaki değişimleri ve bu yönetmeliğin sonuçlarını görmeye devam edeceğiz gibi duruyor. Modern ve laik eğitim sisteminde oluşan yarık yakın zamanda da kapanabilecek gibi durmuyor.

Yorum Yapın

Dinamik Gazete | Developed by ideanamic

avcılar escort nisantasi escort

escort bodrum