Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

Yorum Yok

90’lardan Bir Sayfa: “Yaşam Alanı” mı? “Arka Bahçe” mi?

90’lardan Bir Sayfa: “Yaşam Alanı” mı? “Arka Bahçe” mi?

| On 17, Mar 2017

“Lebensraum” kavramı 1901’de Alman coğrafyacı Friedrich Ratzel tarafından geliştiriliyor. Türkçe’deki karşılığı “yaşam alanı” olan kavram sözlüklerde kısaca “bir ulusun veya topluluğun doğal gelişimi için ihtiyaç duyduğu alan” olarak tanımlanmış. Ratzel’in yorumu doğrultusunda ise “yaşam alanı” doğrudan ırkçı-milliyetçi, yayılmacı bir karaktere sahip. Her ne kadar Ratzel bu yayılım sürecini tarihin normal seyri içerisinde baskın kültürlerin etki alanını genişletmesi şeklinde tanımlayıp herhangi şiddet içeren bir sürece pek atıfta bulunmasa da günün sonunda kavram esas amacı doğrultusunda farklı bir yüze bürünüyor. “Yaşam alanı”, siyasi sahnedeki asıl serüvenine faşizmle el ele çıkıyor.

Nazi Almanyası döneminde bu terim Ratzel’in geliştirdiği temel üzerine çeşitli eklemelerle yeniden kavramsallaştırılıyor ve bir devlet politikası haline getiriliyor.

Kavram, Hitler’in Doğu Avrupa’daki işgallerinin meşruiyet kaynağı haline geliyor. Milyonlarca insanının hayatına mal olan bir sürecin kapısı küçük bir kelimeyle açılıyor.

Süreci hızla ileri saralım. 1998 yılındayız.

Başbakan Mesut Yılmaz, Financial Times muhabirleriyle bir röportaj gerçekleştirmekte. Konu elbette Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girişi!

Muhabirlerden biri “Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girişinde en önemli engel Almanya mı?” diye soruyor. Yılmaz “evet” diyor ve ekliyor “Onlar lebensraum’a inanıyorlar”

Müthiş bir kıyamet! Almanya’da “lebensraum” kelimesinin akla getirdiği imgeler oldukça netken Mesut Yılmaz böyle bir şeyi nasıl söyleyebilir?

Alman Dışişleri Bakanı, Mesut Yılmaz’ı “amok koşucusu”na benzetiyor. Hürriyet bu benzetmeyi “Klaus Kinkel daha önce yaptıklarının üzerine tüy dikti” diye haberleştiriyor. İlişkiler giderek kötüleşiyor.

O günlerde Ertuğrul Özkök bu meseleyi araştırırken “Bir Türk başbakanı bu kadar sorumsuz sözler söyleyebilir mi?” diye sormuş köşesinden. Bugünden bakınca ne kadar temiz, saf sorular bunlar diyebiliyoruz.

Yaşanan kıyametin ardından Başbakanın danışmanı açıklama yapıyor. Başbakan “lebensraum”u İngilizce’deki “backyard” yani “arka bahçe” kelimesi manasında kullandı diyor.

Başbakan aslında “Onlar Merkezi Avrupa ve Doğu Avrupa’nın hem Avrupa hem de kendileri için bir arka bahçe olarak stratejik öneme sahip olduğuna inanıyorlar” demek istemiş. Fakat gazeteciler bu ibareyi “kastını çok aşan bir biçimde” yorumlamışlar. Açıklamanın ardından ortalık yavaş yavaş yatışıyor.

Gerginliğin durulmasıyla Türk-Alman dostluğu gazetelerde yeniden kutlanıyor, iş tatlıya bağlanıyor.

Geriye bir tek soru kalıyor.

Ortaöğrenimine Avusturya Lisesi’nde başlayan ve öğrenimini İstanbul Erkek Lisesi’nde tamamlayan Mesut Yılmaz’ın “lebensraum” diyerek “arka bahçe” demek istediğine gerçekten inanalım mı?

Siyaset biraz da kelimelerle nabız yoklama işi sanırım. Ciddi tepkilere karşı her zaman bir esneme payınız oluyor. “Yaşam alanı”nız bir anda “arka bahçe”niz oluveriyor.

Mert Can YILMAZ
can.yilmaz2@boun.edu.tr

Yorum Yapın

Dinamik Gazete | Developed by ideanamic