Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

Bir Yorum

Akademinin Esaretle İmtihanı

Akademinin Esaretle İmtihanı

| On 29, Nis 2016

Yakın zamanda aralarında Esra Mungan’ın da bulunduğu Barış İçin Akademisyenler Bildirisi’ne imza atan bazı akademisyenler ‘’terör örgütü propagandası yapmak’’ suçuyla gözaltına alınmış ve haklarında tutuklama kararı çıkmıştı. Başta meslektaşları ve öğrencileri olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerinden en baştan beri destek gören Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Doç. Dr. Kıvanç Ersoy, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya, Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı hakkında 22 Nisan’da gerçekleşen mahkeme kararı sonucu tahliye kararı çıktı.

10411919_997095880369964_2057809399258616714_n

Barış İçin Akademisyenler Bildirisi, Türkiye’nin Güneydoğu illerindeki operasyonlar sebebiyle ilân edilen sokağa çıkma yasaklarının ve çatışmaların neden olduğu şiddetin son bulmasını talep eden, birçok yerli ve yabancı okulumuz akademisyenleri de dahil 1128 kişi tarafından imzalanıp toplumun çeşitli kesimlerince destek gören bir bildiridir. “Bu suça ortak olmayacağız” başlığıyla tepkilerini gösteren akademisyenler bir “çözüm” talebinde bulunmuşlardır.
Yayımlanmasının ardından başta hükümet olmak üzere bazı çevrelerden tepki çeken bildiri, bu bildiriyi imzalayan akademisyenlerin ‘’aslında terörü desteklediği ve bu yönde propaganda yaptıkları’’ gerekçesiyle birçok muhalefet edindi. Söz konusu akademisyenlere karşı yasal süreç başlatılıp bazıları da tutuklandı. Kuşkusuz ki bu akademisyenlerden Psikoloji Bölümü öğretim görevlilerinden olan Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan’ın geçtiğimiz ay tutuklanması okulumuzda en çok yankı uyandıran olaylardan biri olmuştu.

kapak olabilir

14 Mart 2016 tarihinde kendisine gelen çağrı sonucu beraberinde Yrd Doç. Dr. Muzaffer Kaya ve Doç. Dr. Kıvanç Ersoy ile emniyete ifade vermeye giden Mungan, suçlu görülerek yargılanmak üzere tutuklanmıştı. “Yeter ki barış olsun!” istemini sürdüren Mungan’a okulundaki meslektaşlarından ve dersini almış veya almamış bir çok öğrenciden destek gelmişti.
Bakırköy Cezaevinde tutuklu bulunan ve bir süre hücrede tutulan Esra Mungan ve arkadaşlarının ilk duruşması 22 Nisan günü İstanbul Adliye Sarayı’nda gerçekleşti. Çıkarıldıkları mahkemede ‘’Biz hiçbir tarafa övgü yağdırmadık. Adını anmadığımız bir şeyin propogandasını nasıl yapmış olabiliriz?’’ şeklinde savunma yapan akademisyenler savcının istemi üzerine tahliye edindi. 27 Eylül’de gerçekleşecek bir sonraki duruşmaya kadarki süreç ise belirsiz.

IMG_7638

Boğaziçi Üniversitesi Amerika Mezun Balosu nda Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu’nun konuşmasından:

“… Sizlerle okulumuz Psikoloji bölümü profesörlerinden Esra Mungan ve diğer üç tutuklu akademisyenin bu sabah serbest bırakıldığını duyduğumda nasıl memnun hissettiğimi paylaşmak istiyorum. Esra Mungan’ın üniversitesine, ait olduğu yere, dönmesine gerçekten çok sevindim. Bu karar Türkiye’de akademik özgürlüğün ve konuşma özgürlüğünün korunması açısından önemli bir adımdır ve bu dört akademisyene karşı yapılan suçlamaların düşmesi kişisel dileğimdir.”

Prof. Dr. Mine Eder -Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Boğaziçi Üniversitesi’nden bu bildiriyi imzalayan yaklaşık olarak 90 akademisyen var. Ancak bilinmelidir ki bizim öncelikli amacımız muhalif olmak değildir, muhalifliği özendirici herhangi bir harekette de bulunmayız. Okulumuzun adı da kullanılarak terör örgütü destekçisi olduğumuz yönünde tanıtılmaya çalışılsak da okulumuz akademisyenleri terör örgütü destekleyici herhangi bir adımda bulunmazlar. Kurumsal olarak karalanmaya çalışmamız bana göre en üzücü kısmı. Rektör herkesle iletişim halinde ve akademisyenlerimizin serbest kalması için elinden gelen her şeyi yapmaktadır.

Doç. Dr. Koray Çalışkan – Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Biz akademisyenler olarak görevimizin başında olmamız gerektiği halde içerisi akademisyenlerle dolu olan cezaevi dışında beklemedeyiz. İçlerinde benim de bulunduğum bazı akademisyenler “Biz bu suça ortak değiliz.” diyerek barış bildirisini imzaladık. Neden imzaladığımı ise şu şekilde açıklayabilirim: Ben 90’larda öğrenciyken devlet Kürt köylerinde sürgün politikaları uyguladı. Bunun sonucunda Kürtler şehirlere göç etti ve tüm Türkiye’ye yayıldı. Dolayısıyla sorun çözülmüş olmadı, daha da genişlemiş oldu. Bunun çözümü elbette ki şiddet olamaz. Bizim işimiz bunları dile getirmek ve insanlara bunları göstermek. Amacımız birlik olarak politik tavır koymak. Söz konusu akademisyenler de bunu dile getirdikleri için şu an tutuklu yargılanmaktadır. Biz de, henüz tutuklanmayan akademisyenler olarak emniyete ifade vermeye çağrılmaktayız. Normalde savcının yürütmesi gereken bu işlem talimat üzerine polisler tarafından yapılıyor. Şu bir gerçek ki kendi görüşlerine karşıt bir şeyler söyleyen herkes terör propagandası yapmakla suçlanıyor. Bu ancak otoriter ve faşist düzenlerde gözlemlenir.

Av. Arın Gül Yeniaras

Tutuklu ve soruşturmaya maruz kalan akademisyenlere yöneltilen “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasının yasal, hukuki hatta meşru bir dayanağı olmadığı için aklın, mevcut koşullara uygun olarak getirebileceği tarifler arasından şimdilik bu senaryo bulunuyor.
“Barış isterken aslında ne demek istiyordun” gibi akıl ve hukuktan kovulmuş nice sorunun muhatabı olarak sorgulanan akademisyenler; Esra Mungan, Meral Camcı, Muzaffer Kaya, Kıvanç Ersoy, şimdi bu satırlar okunurken hala özgürlüklerinden mahrum durumdalar. Tutuklu akademisyenlerin keyfi olarak maruz bırakıldıkları süreci Esra Mungan’ın sözleri açık biçimde özetliyor: “O kadar tehdide rağmen bile binlerce kişi destek için “Bu Suça Ortak Olmayacağız” metnine imza attı. Rahatsızlıklarının asıl nedeni bu.”

Tutuklu akademisyenlerin 22 Nisan 2016 günü Çağlayan Adliyesi’ndeki ilk duruşmasında barışın bu coğrafya için tek olasılık olduğuna inanan herkes destek vermelidir. Barış için Hukukçular’ın bir üyesi ve hak mücadelesinin bir gönüllüsü olarak ben de düşüncelerin önündeki parmaklıkların kaldırılması için orada olacağım.

13102738_171132209948520_6562339554912098180_n

Fevzi Çakmak – Psikoloji Bölümü Öğrencisi

Psikoloji bölümü olarak ailemizin çok sevdiğimiz bir üyesi olan Esra Mungan’ın hukuksuz bir şekilde gözaltına alınması bizim için yıkıcı oldu. Esra hocamızın uğradığı haksızlığa bölüm olarak sessiz kalamadık; hocalarımız ve bölümdaşlarımızla toplantılar yaptık, bu süreçte neler yapabileceğimizi konuştuk. Her gün görev paylaşımı yapıp Kuzey Piramit’in yanında çadır kurarak bir inisiyatif oluşturmaya çalışıyoruz. Hangi görüşe mensup olursa olsun, sadece düşüncelerini açıkladıkları için hukuksuz bir şekilde tutulan Esra Mungan’ın ve diğer akademisyenlerin en kısa sürede hak ettikleri yerde, ders kürsüsünde görmek bizim en büyük temennimiz.

Ayşe Obalı – Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğrencisi

Esra Hoca tutuklanana kadar beni yerimden sıçratacak bir darbenin var olabileceğini zannetmiyordum. Ondan çok fazla ders alma imkanım olmadı ama olacağını tüm benliğimle ümit ediyorum. Geçen sene ondan dinlediğim evrim psikolojisi bu okulda hayata bakışımı en çok etkileyen şeylerden biri oldu. Esra Hoca geçen dönem Ankara Garı patlamasından sonra yapılan açık derste konuşmuştu, sesi titriyordu, ağladığını hissettim. Ağlayan birinin ağzından bu kadar kuvvetli sözler çıktığını hiç duymamıştım. Biliyorum ki o bildiriyi imzaladığında da aynı kuvvetli sözler aklındaydı. Bugün o, insanın insanca yaşama isteğinden vazgeçmediği için içeride. Ama ister içeride olsun ister dışarıda, sözlerindeki kuvveti bütün öğrencilerine yaymasını engelleyemeyecekler.

***Haber içerisindeki görüşler 22 Nisan 2016 tarihli duruşma ve tahliye kararı öncesine aittir.

İlayda BAL
ilayda.bal@boun.edu.tr

Yorumlar

  1. M. Oktay Alnıak

    Sn.Rektörü kutlarım. Medeni cesareti yerindedir. M.Oktay Alnıak

Yorum Yapın

Dinamik Gazete | Developed by ideanamic