Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

Yorum Yok

Avrupa’da Deflasyonu Anlamak

Avrupa’da Deflasyonu Anlamak

| On 29, Oca 2014

Çoğu insan ekonomik terimlerin karmaşıklığı ve soyutluğundan yakınır, bu söyleşi bugünlerde Avrupa’da yaşanan deflasyon riskinin nedenlerini çok somut anlattığı için okunmaya değer. Euro bölgesinde deflasyon hakkında endişelenmeli miyiz ?The Economist’in deflasyon hakkında Paul De Grauwe ile yaptığı söyleşi.


The Economist: Euro Bölgesinde Deflasyon

Euro bölgesinde deflasyon hakkında bir yuvarlak masa değerlendirmesi yaptık ve masadaki dördüncü isim de London School of Economics’de Politik Ekonomi profesörü olan Paul De Grauwe’ydi.

Deflasyonun neden olduğu riskler iyi biliniyor. Birincisi, fiyatların seneye daha düşük olacağı beklentisi tüketicilerin alımlarını ertelemesine neden oluyor. Sonuç olarak da talep, daha sonraki dönem fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı kurarak azalıyor. İkincisi, kamusal ve özel borçlar nominal olduğundan, düşen fiyatlar borcun asıl yükünü arttırıyor. Yani fiyatlar düşünce kamusal ve özel gelirler azalıyor ama önceden edinilen borcun fiyatında bir değişiklik olmuyor. Bu da kamusal ve özel gelirlerin borç ödemesine giden oranında artış yaratıyor ve yeni harcamalar yapmalarını engelliyor.Sonuç olarak deflasyonel sürecin yoğunluğu artıyor. Deflasyonun en büyük negatif etkisi bu olabilir.

Euro bölgesinde bu risklerin gerçek olma olasılığı yakınlaşıyor mu ? Bence deflasyonun ilk etkisi olan tüketim-ertelenmesi daha görülmedi. Fiyatlar hala yükseliyor. Yalnızca tüketiciler fiyatların gelecekte düşeceği izlenimine kapılması durumunda bu etki görülür. Daha o seviyede değiliz.

Ancak ikinci etki olan borç deflasyonu, görülmeye başlandı.Bu etkinin sadece deflasyon sonucu görüleceğini söylemenin negatif bir tutum olacağını da belirtmek isterim. Bu etki enflasyon , borç kontratlarının yapıldığı zaman beklenenden düşük olduğunda da gerçekleşir. Son 10 yılda enflasyon beklentileri yüzde 2’ye yakındı ve bu oran aslında son 10 yılın enflasyon ortalamasıdır. Şu an uzun vadeli bonolar, enflasyonun gelecek beş veya on yılda yüzde 2 gerçekleşeceğini hesaplıyorlardı.

Fakat son yıllarda euro bölgesinde enflasyon oranı git gide azalıyordu ve şu an yüzde 0,8 seviyesinde. Bu azalma, Irving Fisher’ın analiz ettikleriyle aynı yapıda olan borç deflasyonu dinamiklerinin harekete geçmesine neden oldu. Nominal borç nominal faizle birlikte yükseldi (yüzde 2 enflasyon beklentisinin etkisiyle) ama nominal gelirler ancak yüzde 0,8 yükseldi. Sonuç olarak kaynakların borçlara daha fazla ayrılmasıyla, mal ve hizmetlere ayrılan kaynak azaldı.

Şu an Euro Bölgesi borç deflasyonu etkisinden zarar görse de durum hala yıkıcı hale gelmedi. Ama kesinlikle bu durum enflasyon negatif değerlere düşmeden ve kötüleşmeden engellenmeli.

Bu borç deflasyonu etkisi yüksek borç oranlarına sahip ülkelerde daha yıkıcı etkiler gösteriyor; mesela İspanya, İrlanda, Portekiz ve Yunanistan’da enflasyon Avrupa ortalaması olan yüzde 0.8’in altında. Yunanistan’da enflasyon negatif gerçekleşti yani borç deflasyonu etkisi tam olarak görülüyor diyebiliriz.

Bazen ülkelerin tek tek enflasyon oranlarının önemsiz, asıl önemli olanın Avrupa ortalaması olduğu söylenir. Buna göre yüksek borç oranına sahip ülkelerde ortalamanın altında gerçekleşen enflasyon aslında iyi bir şey. Bu göreceli fiyat ayarlanmasının bir parçası. Yüksek borçlu ülkelerde fiyatlar Kuzey Avrupa ülkelerine göreceli olarak düşüyor. Bu durum onlar arasındaki rekabeti arttırıyor ve bu da sağlıklı bir yeniden dengelenmenin bir parçası.

Teorik olarak doğru olsa da pratikte rekabet etkisinin iyileştiriciliği sınırlı. Bugün (Yunanistan hariç) ülkeler arasındaki enflasyon farkı çok küçük. Almanya’da enflasyon yüzde 1,3 yani Avrupa’nın en yüksek oranı.İrlanda,İspanya ve Portekiz gibi yüksek borçlanma oranı ülkelerde ise bu oran yüzde 0,2 ile 0,3 arasında değişiyor; İtalya’da ise yüzde 0,7. Yani rekabet etkisi çok zayıf. Bu durumda, bu ülkelerin borç deflasyonu dinamiklerinden diğer düşük borç oranı olan ülkelerden daha çok etkilenmesine neden oluyor.

Bu deflasyon durumunu önleyebilecek tek kurum ise Avrupa Merkez Bankası’dır. Fakat bu kurum bir köşeye çekilmiş sadece gözlemlemek ile yetiniyor şu an. İçindeki anlaşmazlıklardan dolayı felç olmuş durumda ve sistemdeki likiditeyi arttırmak için hamle yapmıyor. Likiditeyi arttırmak ise şu an için tek çıkış olarak gözüküyor.

The Economist’in 16 Ocak 2014’deki “Deflation in Euro Zone” söyleşisinden çevrilmiştir.

Alper Cem Kefal
cem.kefal@boun.edu.tr

Yorum Yapın

Dinamik Gazete | Developed by ideanamic

avcılar escort nisantasi escort

escort bodrum