Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

13 Yorum

Bir Boğaziçi Efsanesi: Tüneller

Bir Boğaziçi Efsanesi: Tüneller

| On 20, Oca 2014

Tarihi binaları ve manzarasıyla bilinen kampüsümüzün, şimdiye dek efsane olarak kalmış tünellerine bir yolculuğa çıktık.

Daha öğrencisi olmadan heyecanla araştırdığımız Boğaziçi’ne olan merakımız, bu kampüse adım atmamızla azalıyor; zamanla da okulun tarihine ve kültürüne ilgisizleşmeye başlıyoruz. Çoğumuz Robert Kolej’den gelen bu 150 yıllık gelenek hakkında az şey biliyor, eğitim gördüğümüz bu yerleşkenin geçmişini çok merak etmiyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi herkesin kulağına bir ara çalınmış fakat kimsenin hakkında net bir bilgi sahibi olmadığı tüneller de bu durumun kanıtı gibiydi. Biz de kampüsteki varlığı yıllardır bir efsane olarak kalmış tünellerin hikâyesini öğrenmek için bilinmezliklerle dolu bu yola çıktık. Tünellere yaptığımız bu gezimizde, bize Mehmet Nafi Artemel ve okulumuzun Mağara Kulübü (BÜMAK) eşlik etti.

Tünellerin Tarihi

Tünellerin yapımına 1800’lü yılların sonlarında o zamanki adıyla Robert Kolej’in inşası sırasında başlandı. Elimizde kesin bir bilgi olmasa da, İstanbul’da bugünkü Robert Kolej ile birleşen, Hisar Kampüse kadar devam eden ve hatta eski bir Bizans eseri olarak karşı yakaya geçen tünellerin olduğu ve kampüsteki bu tünellerin de daha sonra onlardan esinlenerek oluşturulduğu söyleniyor.

IMG_7173kTünellerin hem doğal afetlere karşı bir barınak sağlamak hem de binaların ısınma, su vb. ihtiyaçlarını tek bir merkezden karşılamak amacıyla inşa edilmiş olduğunu biliyoruz. 1922 tarihli Robert College of Constantinople adlı belgede de, bugün Natuk Birkan Binası olan yerin “Power House” olarak adlandırılan bir kazan dairesi olarak kullanıldığı yazılıdır.

Yine bugün Kayıt İşleri Binası(Gates Hall-Eski Mühendislik Binası)’nın önünde yer alan baca, o zamanlar bu kazan dairesine bağlıdır. Tüm kampüsün ısıtılması ve aydınlatılması bu kazan dairesinden başlayan tünel hattı aracılığıyla yapılır. Mehmet Nafi Artemel hocamız, Washburn Hall(İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi)’ün 100.yılına ilişkin yazısında şöyle bir anlatıya yer veriyor: Bina, doğal gaz sistemi için dönüşüm geçirirken teknisyenler her kata ayrı bir havalandırma borusu açmayı öne sürüyor; fakat bu durum İİBF Genel Sekreteri Hatıra Şenkon’un dikkatiyle önleniyor. Hatıra Bey, Güney Kampüs boyunca yer altı tünellerinden giden ve Washburn Hall’ün çatısına ulaşan orijinal bir havalandırma bacası olduğunu belirterek, yanlış bir çalışma yapılmasının önüne geçiyor.

Kampüste iki adet tünel hattı bulunuyor: Birincisi Rektörlük Binası’nı 1.Kız Yurdu’na bağlayan “Dış Galeri”, ikincisi ise Natuk Birkan binasını Öğrenci Faaliyetleri Binası(ÖFB)’na bağlayan “İç Galeri”. İç Galeri sadece altından geçtiği binaların içine açılırken dış galerinin kampüs üzerine bir çıkışı bulunuyor.

Bilinmeyene Heyecanlı Yolculuk

IMG_7218k

Rektör danışmanı Prof. Dr. Fikret Adaman’ın izniyle, Mehmet Nafi Artemel ve BUMAK ile birlikte tünelleri keşfetmek için ilk olarak Natuk Birkan binasından İç Galeri’ye giriş yaptık. İçinden geçen borular sebebiyle ancak tek sıra halinde yürünebilen bu tünelden binalara açılan tüm kapılar kilitliydi. Tahmin edilebileceği şekilde karanlık olan, sadece binalara açılan kapıları barındıran ve dışarıya açılmayan bu tünel oldukça sıcaktı.

İç Galeri olarak adlandırılan bu kısmın sadece bina içlerine olan çıkışları kapalı olduğundan, geldiğimiz yoldan geri dönüp Rektörlük Binası’nın arkasından başlayan ikinci tünele (Dış Galeri) geçtik. Girdiğimiz ilk an, bu tünelin solunda kalan ve aşağı inen merdiven dikkatimizi çekti. Tünel altında ikinci bir kat daha olduğunu fark ettik ve bu merdivenle oraya indik. Krokide de görebileceğiniz gibi o merdivenin devamındaki alt tünelin devamı şu anki Kayıt İşleri Binasına çıkıyor.

Merdivenle tekrar ana tünel hattına çıktıktan sonra “Dış Galeri” boyunca yürümeye devam ettik. Rektörlüğün arkasındaki girişten başlayan ve Temel Bilimler Binası’nın altından devam eden bu hat bizi 1.Kız Yurdu arkasındaki tenis kortlarının önüne çıkardı. Dışa açılan bu tünel, hava akımı sebebiyle oldukça soğuktu.

Bu gezimizin ardından, tünellerin içine girerek gördüklerimizin yanında, tarihine ilişkin bilgileri de hocalarımızdan dinledik.

Mehmet Nafi Artemel: “Tüneller ve Kampüs Okulun Bir Değeri!”

Hepsi kesin olarak bilinmese de geleneğe göre İstanbul’da Bizans’tan kalma birçok tünel ağı var, Boğaziçi’ndeki bu tünellerin de bu geleneğin bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Bu tünellerin zamanında birer sığınak olarak kullanılmış olma olasılığı yüksek.

Robert Kolej’den Boğaziçi Üniversitesi’ne geçiş sürecinde annem üniversitede hoca olarak bulunuyordu, bu sebeple o dönemdeki öğrenci olaylarının da içinde yaşamış. Annemin anlatılarına göre tünellerin kapanması 1970’lere dayanıyor. Boğaziçi’nde, Robert Kolej’den gelen öğrencilerin ve hocaların birbirleriyle ve kampüsle iç içe olma anlayışı var. O yüzden 1970’lere kadar tünellere öğrencilerin rahatlıkla inebildiği söylenir.

IMG_7355kFakat 1970 ve devamındaki siyasi karışıklık döneminde, hem okul içindeki hem de okul dışından grupların tünellere silah saklama ihtimali ortaya çıkınca tünel girişleri kapatılıyor. Bundan sonra sadece tesisat işleri için kullanılıyor.

Buralarda eski bir Bizans yerleşim merkezi varmış. Buradan Bebek’e de inen tüneller de olabilir. Çökmüş olabilir evet ama neden var olmuş olmasın? Geçmişi küçümsememek lazım. Sur çevresinde de yeraltı ağı çok sağlam. Okulun da altında sarnıçlar var. Bu da biliniyor. Zamanında kampüsün altından geçerek boğaza inen, fakat şu an çökmüş tünellerin olduğu da muhtemel. Özet olarak okul arazisi çok değerli yapılarla dolu; kampüsteki bu tünel yapılanması da aslında okulun mimarisinin ve temelinin ne kadar sağlam olduğunu göstermekte.

 Ardından 1960 yılında Robert Kolej’de fizik dersi vermek için İstanbul’a gelen, “A Bridge of Culture: Robert College-Boğaziçi University” kitabının yazarı ve okulumuzun en köklü hocalarından Prof. John Freely ile görüştük:

John Freely: “Tünellerden soruları çalmaya çalıştılar!”

Güney Yemekhane’nin olduğu bina eskiden ısıtma sisteminin okula yayıldığı noktaydı ve tüm binalar bu noktadan ısıtılıyordu. Yani tünellerin yapılış amacı ısıtmaydı daha sonradan da elektrik ve telefon hatlarının dağıtımı için kullanıldı. (İstanbul’da elekrik ilk kez Robert Kolej’de kullanılmıştır.) İstanbul’a yeni geldiğim zamanlarda Fizik Bölüm Başkanı Robert McMickle ile birlikte Albert Long Hall’de aynı ofisi paylaşıyorduk. 1960 ya da 70’lerde bir akşam öğrenciler tünelden binaya girerek ofisimde bulunan soruları çalmaya çalıştılar. O zaman bunu fark edip müdahale etmiştik.

İstanbul’un her yanında tüneller var. Aşiyan Yolu’nun orada, Bizanslılar zamanında inşa edilen tünellerin boğazın altından geçtiği bile düşünülüyor.

Son olarak da okulumuz 1970-84 Öğrenci İşleri Dekanı ve halen İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Mustafa Dilber ile görüştük.

Mustafa Dilber: “Tünelleri Bilseler Kitapları Oraya Saklarlardı.”   

IMG_7211kRobert Kolej’in kuruluşuyla ilgili kitaplardan bildiğim kadarıyla, okul kurulduğunda tek bina var: Hamlin Hall. O yüzden bahsettiğimiz tüneller en başta planlı yapılmış olmayabilir çünkü tek binayı bir yere bağlamak mantıksız. Binalar eklendikçe, 1900’lü yıllara denk geliyor, altlarındaki kazan dairelerini birleştirmek için yapıldığını düşünüyorum.

Öğrenci dekanlığı yaptığım dönemde ülke siyasi olarak oldukça hareketliydi. Tüneller bu anlamda kullanıldı mı bilmiyorum ama sol görüşlü grupların buraları bildiğini çok zannetmiyorum. Çünkü ben o zaman lojmanda oturuyordum, kitap çuvallarını getirip bizim evin bodrumuna saklarlardı, bilseler oraya saklarlardı diye düşünüyorum. Niye beni kullansınlar, sonuçta onları ihbar da edebilirim. Demek ki onlar da hiç kullanmamıştı, bilmiyorlardı.

Yine okuduklarımdan bildiğim kadarıyla, Osmanlı’daki azınlık ayaklanmaları zamanında Ermenilerin tünelleri silah deposu olarak kullandığı söyleniyor. Hatta birkaç kitapta, Anadolu’daki Amerikan Kolejleri’nde de silah yakalandığı yazar. 1915’te Robert Kolej’deki tünellerde saklanan silahlar yüzünden Ermenilerin yakalandığı ve bunun üzerine başlarında Cemal Paşa’nın olduğu İttihatçılar tarafından tehcir kararının alındığını duymuştum ama kesin bir belge yok elimizde.

Teşekkür Haber yapmamız için destekleyen ve gerekli izni almamızı sağlayan Rektör Danışmanı Fikret Adaman’a, bizimle birlikte hem tünellere giren hem de haberi oluştururken pek çok kaynağa/kişiye ulaşmamıza yardım eden hocamız Mehmet Nafi Artemel’e, görüşleriyle bizi bilgilendiren Mustafa Dilber, John Freely ve Hatıra Şenkon’a, tünellerin krokisine ulaşmamızı sağlayan Yapı İşleri Daire Başkan Yardımcısı Hasan Sert’e, tünele girişimiz için gerekli ekipmanları sağlayan BÜMAK’a ve fotoğraflar için Ali Özlüer’e teşekkür ederiz.
Berkay Karakaş 

berkay.karakas1@gmail.com

Yorumlar

  1. Ahmet Kömürcüoğlu

    Yazınızı zevkle okudum. Zaten Kabataş Lisesi’nde 60’lı yıllarda yatılı okurken, saray müştemilatı olan bu binaların da herhangi bir deniz kuşatmasında, ailelerin salimen kaçırılması amacıyla, yeraltından Yıldız Parkına açılan tüneller olduğunu, 3-4 meraklı çocuk olarak keşfetmiştik. Ve maalesef de o yaşlarda fotoğraf makinelerimiz olmadığından buraları belgeleyememiştik. Ama ben güzel resim yaptığım için, Akşam etüdlerinde burların krokilerini çizerdim.

    Seneler geçti. 84 yılında Yapı İşlerinde bir mimar olarak çalışmaya başladım. Boğaziçi’nin de tünellere sahip olduğunu duydum. Ama gezme şansım olmadı. Bilseydim, Boğaziçi Mağara klübü araştırıcılarından beni de yanlarına almalarını rica ederdim. Hatta, Kabataş Lisesi yönetiminden de Mağaracı arkadaşların oralarda araştırma yapması için uğraşırdım.Şu anda oradaki dehliz girişinin yerini bilen tek kişiyim. Bir yol, yandaki Galatasaray Üniversitesine, diğer tünel de Yıldız Parkına gider. O yıllarda Çırağan caddesinde tramvay çalıştığından, biz yolun altından geçerken demir rayların sesi, gökgürültüsünü andırırdı…

    Maalesef memleketimiz, merakı olmayan insanların toplandığı bir garipler ülkesi halindedir. Allahtan arada bir-iki tane istisna çıkıyor…

    • Hüsnü Y.

      Bu tüneller efsane değildi. 1975 yılında ahmet Çe ve ben bu tünellere o dönemde giren ilk kişilerdik. tüm tünellerin planını çıkardık. Soru çalınması konusu ise sırdır söylenmez…

  2. Ahmet bey: Ne guzel bir ani. Paylastiginiz icin tesekkur ederim. Tunelleriyle taninmis bir baska sehir is Chicago. Gormege deger.

  3. Bahri ATA

    Berkay Bey,
    Boğaziçi Üniversitesi tünellerine ilişkin farklı yorumlara yer verdiğiniz özgün yazınızı ilgi ile okudum. Bu uğraşta size kılavuzluk eden hocanız Mehmet Nafi Artemel’e ayrıca kutluyorum. Ünlü ressam Malik Aksel, Darülmuallimi- Aliye’deki öğrenciliği sırasında öğretmenleri Muallim Cevdet (İnançalp) ile Sultan Ahmet Meydanı altındaki tünellerde yaptıkları bir keşif gezisini ayrıntıları ile anlatır.
    Yazınız, eğitim tarihimize ilişkin ispat gerektiren bir takım iddiaları da içermesi açısından önem taşımaktadır. Eğitim tarihçilerine çözülmesi gereken yeni problemler sundunuz. Elinize sağlık.

  4. bahtiyar baysan

    Emeği gçenlere teşekkür ediyorum.
    Bence, öğrenim yaşındaki gençlerin, bir takım zaruretlerin zorluğu ile karşılaşmadan , her yeri, her şeyi, her zaman merak etmeliler, araştırmalılar bilgi toplamalılar ve fikir üretmeliler ve bu fikirleri milletine ve insanlığın faydalanmasına vermeliler.
    Bitirdikten sonra bu işler zorlaşır.

  5. Mehmet Eyüp Kızılok

    1974-1980 döneminde Mühendislik fakultesinde okurken bir kaç öğrenci bu tünelleri bilirdi ve bu tünellerden soruların bulunduğu bölümlere gece ulaşır sonra o soruları asistanlara çözdürür sonrasında yakın arkadaşlarına dağıtırlardı.Merhum Erdal İnönü’nün bir sınavı öncesi bahsi geçen grup soruları çalmış asistanlara Kazım’ın kantininde çözdürmüş ertesi günde aralarında benimde olduğum sınıf öğrencilerine soruların cevaplarını vermişlerdi.1976 senesi olduğunu düşünüyorum.Öte yandan İstanbulun bir çok semtinde yer altı tünelleri olduğu çocuk iken bize büyüklerimiz tarafından aktarılmıştır.Bildiğim bir tünel girişi Okmeydanı Sinan Paşa camiindedir.

  6. bahtiyar baysan

    ”Emeği geçenlere ” olacak.

  7. Faruk Yalçınduran

    1974 yılında bizler bu kanallarda cirit atıyorduk.

  8. Mert Taner

    Sevgili dostlar;

    91 yilinda Isletme Kulubunun Su an ki odasini devraldigjmizda , eski IIBF nin deposu olarak kullanilan yeri temizlerken bu tunellere acilan ( EVET Su anki IK nin icinden ) kapi kesfettik . Daha Sonra da Metin Balci Dan izin alarak 1. Yurt tayfasi bir cogu IK ve SK uyesi Ile her Iki koridorda primitif mesalelerimiz ve el lambalari Ile kesfedilmistir. Ik nin odasinin sag arka kosesindeki kapiyi acin bakalim..

    Dinamik in Fikir babasi
    Mert TANER

  9. “GEÇİT – SON YOLCULAR” Adlı kitapdan alıntıdır :

    Tünel birkaç dakika sonra genişledi, sonra bir odaya çıktı. Oda ovaldi ve iki ayrı tünel girişi daha
    vardı. Bir bağlantı noktası gibiydi. Tavan yüksek ve kubbe şeklindeydi. Sol tarafında bazı ahşaplar vardı. Saso o kısma yanaştı. Diğerleri olduğu yere cöktü.

    Adnan “Neredeyiz Okan, burası da ne?” diye sordu.
    Okan “Abi galiba meydandaki top sahasının altında bir yerdeyiz. Vay be, demek doğruymuş?” dedi etrafını inceleyerek elindeki çakmağın ışığıyla.

    Tolga: “Ne doğruymuş lan?”

    Okan: “Ya bu binaları Rumlar yapmış ya. Derler ki bu binaların her biri birbirine tünellerle
    bağlıymış. Hatta buradan Ulus’taki koleje kadar tünel varmış.”

    http://www.sanal-kitap.com/bookdetail.php?bookid=13369

  10. Sayın Mert Taner,

    Geçit-sonyolcular adlı kitapdaki hikayede sizin bahsettiğiniz kapıda geçiyor.
    Hikaye de 1992 yılları anlatıyor.

    Enteresan.

  11. Gunseli Gulpinar

    Ilgiyle okudum. Emeklerinize, kaleminize sağlık..

Yorum Yapın

Dinamik Gazete | Developed by ideanamic

avcılar escort nisantasi escort

escort bodrum