Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

istanbul escort instagram takipçi hilesi instagram beğeni hilesi bostancı escort maltepe escort kartal escort pendik escort kadıköy escort kartal escort pendik escort kadıköy escort pendik escort maltepe escort istanbul escort kartal escort pendik escort istanbul escort sex hikaye

Scroll to top

Top

Yorum Yok

Boğaziçi Üniversitesi Alternatif Enerji Yarış Takımı: BUALERT

Boğaziçi Üniversitesi Alternatif Enerji Yarış Takımı: BUALERT

| On 16, Kas 2016

Üst üste takla atan arabalardan Türkiye rekoruna…
Geçtiğimiz aylarda katıldıkları Shell Eco Marathon’da Türkiye birincisi olan Boğaziçi Üniversitesi Alternatif Enerji Yarış Takımı(BuAlert)’nı daha yakından tanımak için röportaj yaptık. Takımdan, makina mühendisliği öğrencileri Ertuğ Cebeci ve Doruk Aksoy ile takımı devraldıkları günden yarışma sonuna kadar geçen süreci değerlendirdik.

dsc_0087

Kulübün tarihinden bahseder misiniz? Kuruluşu ne zamana dayanıyor? BuAlert olana kadar geçirdiği süreçlerde hangi olaylar var?
Takımın geçmişi 2005’e kadar gidiyor, kurulduktan iki yıl sonra çeşitli yarışlara katılmaya başlıyor. Eski adı “Boğaziçi Üniversitesi Hidrojen Arabaları Takımı” olan topluluk güneş enerjili ve hidrojen enerjili araç olmak üzere 2 kategoride araç barındırıyor. Daha sonra güneş enerjili arabaların dünya çapında popülerliğini kaybetmesiyle takım bu alandan çekiliyor. Global birçok yarışmaya baktığımız zaman güneş enerjili araçlar bir iki çok özel yarışma haricinde hiç kullanılmıyor Bunun üzerine takım hidrojenli araç alanına yoğunlaşıyor ve yoluna “Boğaziçi Üniversitesi Hidrojen Arabası (BUHAR)” olarak devam ediyor, hatta hidrojen kategorisinde Türkiye rekoru kırıyor. Fakat rekorun kırılmasından sonraki süreçte takım bir “talihsiz serüvenler serisi” geçiriyor. Bu seride üst üste gelen başarısızlıklar takımın uzun dönemde performansını kaçınılmaz olarak etkiliyor. Bunun gibi projelerde süreçler adeta zincir gibi bir birine bağlı olduğundan, başarısızlıklar sponsorlukları etkiliyor, yaşanan bütçe sıkıntıları da yeni başarılara ulaşılmasını daha da zorlaştırıyor. Takım bu kısır döngü içerisindeyken son olarak 2014’te aracın bir arıza sonucu yarış dışı kalmasıyla faaliyetler artık neredeyse durma noktasına geliyor.

Siz takımı nasıl devraldınız, bu süreçte destekçileriniz kimlerdi?
Takımın başından geçen bu talihsiz süreci inceledik ve yurt dışında bu alanda rüştünü ispatlamış takımlarla temasa geçtik. Özeleştiri sürecinin ardından gereksinimlerimizi belirlediğimizde destek olması için eski rektörümüz Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu ile görüştük. İlk görüşmemizde çıkan ortak karar, eğer böyle bir faaliyete girişilecekse bunun süreklilik arz eden bir öğrenci projesi haline getirilmesi yönündeydi. Biz de bunun üzerine planlamamızı yapıp okulun desteğini arkamıza aldık.
Sürdürülebilirlik üzerine bu kadar yoğunlaşmamızın sebeplerinden biri takıma yeni gelenler ve takımdan ayrılanlar arasında bilgi akışının iyi olmamasıydı. Örneğin iki sene sonra gelen ekip aynı hataları tekrar yapabiliyordu çünkü arada geçişi sağlayacak kişiler mezun olabiliyordu ya da bunun takibatını sağlayacak araçlar ortada olmuyordu. Çalışmamızın odak noktasına biz bunu yerleştirdik ve kalıcılığı sağlamaya çalıştık. Takımımızı kurumsal bir sisteme dayalı kurmak ve bu sayede kalıcılığı sağlamak için belirli modeller ışığında yeniden yapılandık. Takımın faaliyetleri sürecinde edindiği bilgiyi ve tecrübeyi gelecek nesillere aktarmak adına bir arşiv sistemi geliştirdik. Gerçekleştirdiğimiz tüm eğitimleri ve araç üstüne yaptığımız her çalışmayı raporlayarak arşivliyoruz. Bunların dışında takıldığımız herhangi bir konu olursa mezun olmuş takım arkadaşlarımıza danışarak onların yardımını alıyoruz. Bu sayede mezunlarımızla aramızdaki bağ hiçbir zaman kopmuyor ve takımımızın bir mezun ağı da oluşmuş oluyor. Umuyoruz ki, bizden sonra takımımıza gelecekler bu sistem sayesinde çok daha hızlı ilerleme kaydedip takımı devraldıklarından çok daha ileri bir noktaya taşıyacaklar.

img_5535

Çalışmalarınızı yürüttüğünüz atölyeniz Güney Otopark’ta yer alıyor sanırım. Onun hikâyesi nedir biraz da ondan bahseder misiniz?
Okul destek konusunda yeşil ışık yaktıktan sonra yapılan ilk iş Güney Otopark’ın arkasındaki atölyemizin inşaatıydı. İnşaat sürecine paralel yürüttüğümüz çalışmalar gayet güzel gidiyordu ancak atölyemizin teslim edilme süreci beklediğimizden çok daha uzun sürdü. Mart 2015’te biz atölyemizi teslim aldığımızda aracın teslim tarihine 1 aydan kısa zaman kalmıştı. Bu kadar kısa zamanda yarışa hazırlanmamız neredeyse imkânsızdı. Hazırlansak bile ortaya çıkacak olan araç söz verdiğimiz başarıdan çok uzak kalacağı için 2015 yarışlarına katılmama kararı aldık. Ardından bir sonraki yıl için çalışmalarımıza hız kesmeden devam ettik. Mühendislik fakültesi dekanı Prof. Dr. Günay Anlaş’ın desteğiyle atölyemizi donattık ve “Electrotype I” ismini verdiğimiz aracımızın üretimine başladık.

Sizin katıldığınız kategoride değerlendirme nasıl yapılıyor?
Araçlar önceden belirlenen yaklaşık 1.6 km’lik bir pistte 20 dakika içerisinde 10 tur atıyor ve bu sırada tükettikleri enerji araçlara takılan sayaçlar aracılığıyla ölçülüyor. Aracın yarışı tamamlamasının ardından kullanılan yakıt tipine göre bir birim enerji ile ne kadar mesafe kat ettiği hesaplanıyor ve araçlar bu kritere göre sıralanıyor. Bizim kategorimizde bu değerlendirme km/kWh (Kilometre / Kilovat*Saat) cinsinden yapılıyor. Biz şu anki aracımızla 1 kWh enerji ile (26 kuruşla) 316 km yol yapıyoruz. Şu anda sokaklarda en az yakıt tüketen otomobillerin, 15 kuruşa 1 km yol gittiğini göz önünde bulundurursak Electrotype I’in ne kadar verimli bir araç olduğu daha çarpıcı bir şekilde ortaya çıkıyor.

Siz Shell Eco Marathon’a katılıp Türkiye rekoru kırdınız. Yarışmanın yapısı nasıl ve yarışmada neler yaşanıyor genel hatlarıyla?
Shell’in yarışma formatı gerçekten çok ince düşünülerek oluşturulmuş. Yarışma sadece Avrupa’da var olan bir yarışma değil Asya ve Amerika’da da her yıl düzenleniyor. Yarış 3-4 senede bir şehir değiştiriyor. Örneğin 2013’ten 2015’e kadar yarış Rotterdam’da yapılırken 2016’da bayrağı Londra devraldı. Bir yandan bütün Avrupa’dan öğrencilerin katıldığı bir yarışma olma özelliği taşıyan, bir diğer yandan da yakıt verimliliği ve çevrecilik alanında bilinç oluşturan fuar gibi ülke ülke, şehir şehir gezen bir organizasyon. Yarışa hazırlanırken en başta kendimize ağırlık, bütçe, mesafe gibi hedefler koyup planlamaya başlıyoruz. Yaklaşık güz dönemi ortasına kadar birinci aşama olan bütçe ve sponsorluk planlanması, yeni gelen arkadaşların adaptasyonu ve bilgi aktarımı gibi konulara yoğunlaşıyoruz. İlk aşamanın sonuna doğru yavaş yavaş ikinci aşama olan mekanik tasarım işlerine başlıyoruz. Mekanik tasarımda araçta kullanılacak elemanlar kesinleştikçe parçaların üretimine geçiyoruz. Bütün parçaların tamamlanmasının ardından da son aşama olan aracın montajı ve testleri geliyor. Üretimin ve montajın neredeyse tamamını atölyemizde kendimiz yapıyoruz. Hedefimiz için gerekli olan tüm testleri yaptıktan sonra artık aracımız yarışa hazır hale geliyor. Aracımızı tamamladıktan sonra yarış alanında kullanacağımız her türlü ekipmanla birlikte bir sandığa yerleştirip gönderiyoruz.

Yarışma süresince bütün takımlar belirlenen kamp alanında çadırlarda konaklıyor. Kamp süresince gerek Türkiye’den gelen takımlarla gerek Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen takımlarla birlikte çok keyifli bir ortamı paylaşıyoruz. Ekiplerin araçlarını yarışa hazırladığı paddock alanında ise genel dostluk ortamının yanında tatlı bir rekabet hâkim oluyor. Herkes diğer takımların araçlarını inceleyerek kullanılan teknolojileri gelecek senelerde kendi araçları üzerinde kullanıp kullanamayacağını tartıyor ve bu sayede ciddi bir bilgi alışverişi gerçekleşiyor.
Aracın piste çıkabilmesi için öncelikle teknik muayeneden eksiksiz şekilde geçmesi gerekiyor. Bu süreçte tüm takımların uyması gereken yaklaşık 50 sayfalık bir teknik şartname mevcut. Bu şartname Shell tarafından her sene yarışlarda edinilen tecrübeler ışığında yeniden düzenleniyor. Shell teknik muayene konusunda çok titiz. Piste çıkan her aracın eşit şartlarda yarıştığını ve pilotun aracı kullanırken tamamen güvende olduğunu garanti ediyor. Muayene sonrasında aracımızı piste çıkartıyoruz. Gerçek heyecan araç piste çıktıktan sonra başlıyor. Ne kadar test yaparsanız yapın yarış çok farklı bir ortam, her an her şey olabilir. O yüzden “Acaba bir sorun çıkacak mı?” sorusu içimizi kemirirken bir yandan da aracın yarışı tamamlamasını bekliyoruz. Araçlar pisti tamamlayınca daha önce de anlattığımız şekilde değerlendirilip sıralamaya giriyorlar.

Shell Eco Marathon’un son yıllardaki istatistiklerine baktığımızda Türk üniversitelerinden katılımın yüksek olduğunu ve aynı zamanda bu üniversitelerin yarışmalarda başarılı olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl yorumlayabiliriz?
Belli başlı üniversiteler dışında Anadolu üniversitelerinden de yarışmaya katılım oranı gayet yüksek. Üniversitelerdeki öğrencilerin mezun olmadan önce yarışma sayesinde bilgilerini pratiğe dönüştürmesi için iyi bir imkân bu. Ayrıca üniversite içinde bilgi aktarılması açısından da yarışmaya katılım önemli. Normalde bu yarışmaya diğer ülkeler yaklaşık 30 yıldır katılıyorlar, bizim ülkemizde ise son 4-5 yılda popülerleşti. Bu açıdan bakınca da kat etmemiz gereken mesafe oldukça fazla. Bakıldığı zaman yarışma öğrenciye geniş bir gelişme alanı sunduğundan ülkelerin nitelikli mühendis ihtiyaçları için bu tarz organizasyonlar çok değerli.

Takımınıza yeni gelecek olanlar için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Şu anda hazırlıktan son sınıfa kadar çok geniş bir yelpazede takım arkadaşlarımız mevcut. Takımın tecrübeli üyeleri olarak, arkadaşlarımızı yetiştirmek için önceden edindiğimiz bilgiler ışığında çeşitli eğitimler organize ediyoruz. Örneğin, geçtiğimiz haftalarda aracığımızın büyük bir kısmını oluşturan kompozit malzemeler (ve özellikle karbon fiber) üzerine bir eğitim düzenledik. Bu gibi kısa süreli eğitimlerimizin yanında uzun dönemli eğitimlerimiz de oluyor. Örneğin, geçtiğimiz günlerde 5-6 hafta sürecek CATIA temelli tasarım eğitimlerine başladık.
Eğitim süreçlerimiz genel anlamda bilgi aktarımı ve takımın kendi kendine yeten bir ekip olarak yetiştirilmesi konseptine uygun olarak planlanıyor. Çalışırken atölyede sabahladığımız günlerin sayısını artık biz bile unuttuk. Bu yüzden biz artık atölyemizi ikinci evimiz olarak görüyoruz ve bütün ekip arkadaşlarımızın BuAlert çatısı altında kaynaşıp takıma bizim duyduğumuza benzer bir duygusal bağ kurmasını hedefliyoruz. img_5481

Son olarak aracın takla attığı anekdotu alabilir miyiz?
2013 yarışında yarışan eski aracımız birçok defa takla atınca diğer Türk takımları arasında böyle bir unvana sahip olduk. Yeni arabamızı tasarlarken buna karşı çeşitli önlemler aldık. Fakat bu sene yapılan Türkiye yarışında aracımız tekrar takla attı. Tüm herkes panikle olay yerine koşarken biz aracın sağlamlığından ve güvenliğinden emin olduğumuzdan olay yerine gayet sakin bir şekilde gittik. Bu rahatlığımız sonrasında da “Boğaziçi zaten takla atmaya alışkın.” şeklinde çeşitli espriler yapıldı. Bunun olayın hemen ardından yarışmak için piste çıktığımızda 316km/kWh’lik derecemizi elde edip herkesi utandırmış olduk. Hatta yarış sonrasında kendi aramızda “Takla attık ama taklaya gelmedik” şeklinde şaka yaptık.
Eskiden ekibin felsefesi “Bu araba yarışı tamamlayacak.” şeklindeydi. Takımın geçirdiği evrim sonucunda felsefemiz de “Bu araba en verimli hale gelecek.” şeklinde evrildi. Sıradaki hedefimiz Avrupa’da kendi kategorimizde en iyi 10 takımından biri olarak hem ülkemizi hem okulumuzu hem de takım arkadaşlarımızı gururlandırmak. Bu hedef doğrultusunda Türkiye birinciliğinin rehavetine kapılmadan, ilk günkü azimle çalışmaya devam ediyoruz.

M.Ömer Kuzucu
Ahmet Burhan Koç

Yorum Yapın

avcılar escort nisantasi escort

escort bodrum