Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

Yorum Yok

İptal Edilen “Medya ve İktidar Konferansı”nın Yankıları Sürüyor

İptal Edilen “Medya ve İktidar Konferansı”nın Yankıları Sürüyor

| On 18, Ara 2016

Sosyal Bilimler Kulübü’nün 11 Aralık günü düzenlemeyi planladığı ve katılımcıları arasında kapatılan Özgür Gündem Gazetesi ile Hayat TV’nin eski çalışanlarının da bulunduğu konferans Sosyal Medya üzerinden desteklenen kampanya ile iptal edilmişti. Bu iptalin ardından Sosyal Bilimler Kulübü 12 Aralık Pazartesi günü Kuzey Kampüs’te toplanarak bir açıklama yaptı. Açıklamalarına 10 Aralık akşamı yaşanan bombalı saldırıda hayatlarını kaybedenlerin yakınlarına baş sağlığı dileyerek başlayan kulüp üyeleri, düzenlemek istedikleri etkinliğin öğrenci kulüpleri, milletvekilleri ve İçişleri Bakanlığı tarafından hedef gösterilmiş olduğunu söyledi. Kulüp üyeleri, tüm yasal gereklilikleri yerine getirmiş bir konferansı engellemeye çalışmış olan kulüplere ve topluluklara yaptırım uygulanmasını istediklerini dile getirdi.

Bu açıklamanın ardından yaşananlar Kulüpler Arası Kurul’a taşındı. 12 Aralık günü Öğrenci İşleri Dekanlığı’nda kulüp başkanlarının katıldığı bir toplantı gerçekleşti. Toplantıda sosyal medyadan itiraz kampanyaları düzenleyen ve KAK süreçlerini işletmedikleri iddia edilen ADK için yaptırım uygulanması konusu gündeme geldi. 14 Aralık günü ise KAK Ara Genel Kurulu toplanarak bu gündemi de değerlendirdi.

KAK Ara Genel Kurulu’nda tartışılan ve değerlendirilen yaptırım uygulanması konusunda 38 kulüp temsilci kapalı oylama yaptı. Oylama sonucunda alınan bilgilere göre 24 kulüp temsilcisi yaptırım uygulanması yönünde oy kullanırken, 14 kulüp temsilcisi yaptırım uygulanmaması yönünde oy kullandı. Oylama sonrası yaptırım uygulanması yönünde bir talep Öğrenci İşleri Dekanlığı’na iletildi.

14 Aralık akşamı Atatürkçü Düşünce Kulübü Facebook sayfasından; 15 Aralık Perşembe günü 12’de Kuzey Meydan’da gerçekleştirdiği basın açıklamasına öğrencileri davet eden bir metin yayınladı. Metnin tamamı:

“Değerli Boğaziçi Üniversitesi Öğrencileri
14 Aralık Çarşamba günü KAK Genel Kurulu toplandı. Kulübümüz bölücü terör örgütü PKK’nın yayın organı olan ve bu sebeple kapatılmış olan Özgür Gündem gazetesini temsil eden bir konuğun davet edilmesine karşı imza kampanyası başlatmıştı. Toplantıda bu imza kampanyasının “KAK’ın meşru mekanizmalarını ihlal ettiği” suçlaması görüşüldü. KAK’taki bazı kulüpler bu suçlamaya dayanarak ADK’ya yaptırım uygulanması talebinde bulundu. KAK Genel Kurulu’nda bize yöneltilen bu suçlamaları, Öğrenci Faaliyetleri Kuralları Yönergesi ve Öğrenci Faaliyetleri Tüzüğü zemininde tek tek çürütmüş olmamıza rağmen toplantıdan yaptırım talebinde bulunulması kararı çıkmıştır. ÖİD’ye iletilen bu yaptırım talebi, ancak adı geçen tüzüklerin ihlali durumunda yapılabilir. Fakat, KAK Genel Kurulu hiçbir tüzük maddesine dayandırmadan hukuki olmayan bir yaptırım talebi kararı almıştır. Kulübümüz, imza kampanyası dönemi boyunca, hiçbir tüzük maddesini ihlal etmemiştir. Bu karar, yalnızca kulübümüzü hedef almamaktadır. Mahkum edilmek istenen, tüm Türkiye’de ve Boğaziçi Üniversitesi’nde yükselen vatanseverlik ve teröre karşı birlik havasıdır. Vatanseverliğin mahkum edilmeye çalışılmasına geçit vermeyeceğiz.
Bütün Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini teröre karşı birlik havasını dağıtmaya çalışan bu saldıraya karşı birleşmeye davet ediyoruz.
Yarın (15 Aralık 2016) saat 12’de Kuzey Piramit’te buluşup basın açıklaması gerçekleştiriyoruz.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE KULÜBÜ”

Atatürkçü Düşünce Kulübü tarafından Kuzey Meydan’da düzenlenen basın açıklamasına kulüp üyeleri ve konferansın iptalini destekleyen diğer öğrenciler de katıldı. ADK tarafından okunan basın açıklamasının tam metni:

Değerli Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve mensupları,
14 Aralık çarşamba günü gerçekleştirilen Kulüpler Arası Kurul Genel Kurulu’nda Atatürkçü Düşünce Kulübü’ne yaptırım uygulanması talebi çıktı. Bu karar hukuksuzdur. Bu kararı tanımıyoruz. Bu karar hukuksuzdur; çünkü hiçbir tüzük maddesi bu karara dayanak olarak gösterilememiştir. Kulübümüze isnat edilen suçlama, KAK’ın itiraz mekanizmalarını gözetmemek ve KAK’ın iradesini yok saymaktır. Kulübümüz itirazını, etkinliğin içeriğini öğrendiğimiz 8 Aralık gecesini takip eden ilk iş günü olan 9 Aralık Cuma günü Öğrenci İşleri Dekanı’na iletmiştir. Bu tavır, KAK’ın ve tüm kulüplerin bağlı olduğu Öğrenci Faaliyetleri Tüzüğü’nün 9. maddesinin 5. fıkrasının kulübümüze tanıdığı bir haktır. İlgili fıkrada “Kulüplerin KAK-YK’nın aldığı kararlar hakkında ÖİD’e yazılı itiraz hakkı vardır” deniyor. İş günü sona erdiği için ve hafta sonu okul kurumları çalışmadığı için itiraz yazılı değil, sözlü yapılmıştır. Görüşmede Öğrenci İşleri Dekanı’na terör örgütü PKK’nın gazetesini temsilen bir konuşmacının üniversitemize gelmesinin hukuki olmadığını, bir kamu kuruluşu olan üniversitemizde etkinliğin tanıtımı için asılan afişlerde bu gazetenin adının ve logosunun kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu belirttik. Bu itirazımın haklı olmadığı, etkinliğin hukuka uygun olduğu yanıtını aldık. Biz itirazımızda ısrar edip yaptığımız itiraz hakkında nasıl bir süreç işleyeceğini öğrenmek istediğimizi söylediğimizde, işleyiş süreciyle ilgili bilgilendirilemeyeceğimiz yanıtını aldık. ÖİD’le yaptığımız görüşmeden sonra KAKYK’dan 2 kişiyi arayarak itirazımızı onlara da ilettik. Bir süre zarfı içerisinde bize geri dönüş yapılmadığı için rektörle görüşerek, Özgür Gündem gazetesinin terör örgütü propagandası yaptığı gerekçesiyle kapatıldığını ve bu gazeteyi temsilen bir kişinin üniversitemizde konuşmacı olmasının hukuka aykırı olduğunu kendisine ilettik. İç tüzük zeminindeki itiraz mekanizmalarını tükettikten sonra ADK, üniversite yönetimine bu itirazın sadece ADK’nın değil, üniversitedeki çok sayıda öğrencinin itirazı olduğunu göstermek için imza kampanyası başlattı.
Değerli Arkadaşlar, itirazımızın neden bu kadar geç yapıldığı sorulabilir. Bunun sorumlusu ADK değildir. Ögrenci Faliyetleri Kuralları’nın D.1 maddesinde, eğer bir etkinlik içerisinde 3’den fazla konuşmacı varsa bu etkinliğin izninin 15 gün önceden alınması gerektiği ifade edilir. Bu madde, denetim mekanizmasının sağlıklı işlemesini sağlayan maddedir. Bu kural ihlal edilerek itiraz mekanizmasının sağlıklı bir şekilde işlemesine engel olunmuştur. Denilebilir ki, “bu KAK’ta sürekli gözetilen bir kural değil”. Evet, doğrudur. Fakat bu kural uygulanmadığı durumda itirazımızı neden KAK’ta dile getirmediğimiz bize sorulamaz. Zaman darlığından dolayı, ÖFT’nin 9. maddesinin 5. fıkrasına uygun olarak ÖİD ile görüşüp itirazımızı yaptık. Kaldı ki, bu sırada KAK YK’ya da itirazımız bildirilmiştir. KAK Genel Kurul’da iddia edildiği gibi ADK, KAK’ın işleyişini hiçe sayarak konuyu KAK dışı merciye taşımamıştır. ADK, Tüzük’ün verdiği yetkiyle itirazını ÖİD’ye yapmıştır. Bu süreç boyunca Tüzük’ün hiçbir maddesi ADK tarafından ihlal edilmemiştir.
ÖFT’nin 11. maddesine göre, kulüplere sadece ve sadece bu tüzükte yer alan maddeler ihlal edildiğinde ceza verilebilir. ADK, herhangi bir tüzük maddesini ihlal etmemiştir. Atatürkçü Düşünce Kulübü’nün yaptığı, anayasal düzeni cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmak için eylemsel faaliyet içerisinde bulunan bir terör örgütünün gazetesinin üniversitemizde temsil edilmesine iç tüzüğe uygun yollardan itiraz etmektir. Nitekim KAK Genel Kurulu’nda da ADK, herhangi bir tüzük maddesini ihlal etmesiyle ilgili suçlanamamıştır.
Soruyoruz: ADK, hangi Tüzük maddesini ihlal etmiştir? Yaptırım talebi hangi tüzük maddesine istinaden alınmıştır? Yaptırım talebi, ancak ve ancak bir Tüzük’teki bir maddenin ihlali durumda gündeme gelebilir. ADK’nın herhangi bir tüzük maddesini ihlal ettiği tespit edilemiyorken yaptırım kararının alınması, Tüzük’e aykırıdır. İddia edildiği gibi ADK, KAK işleyişini hiçe saymamış, tam tersine KAK aldığı bu kararla kendi tüzüğünü ihlal ederek kendi işleyişini hiçe saymıştır. Tüzük’e aykırı olan bu kararı tanımıyoruz. Bu karar hukuki değil, siyasi bir karardır. Üniversite içerisinde terör örgütleriyle mücadele eden vatanseverler karşısında bazı kulüplerin yönlendirmesiyle verilmiş siyasi bir karardır. Bu karar, yalnızca ADK’yı değil, üniversitedeki vatanseverlik ve teröre karşı birlik havasını hedef alıyor.
Herkese soruyoruz: Bölücü terör örgütü PKK’nın gazetesinin temsilcisinin üniversitede konuşması fikir özgürlüğü müdür?
13 Mart 2016’da Ankara’da gerçekleştirilen terör saldırısını, sonraki gün manşetten kutlayan bir gazetenin üniversitede konuşma hakkı olabilir mi? Gerçek açıktır: ADK, anayasal hakkını kullanmıştır. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünü savunmak görevi, ADK’nın tüzüğünde de yer alan Türk gençliğinin birinci görevidir.
Bugün bu görevi yerine getirmek, her zamankinden daha kritiktir. Çünkü ateşten günlerden geçiyoruz. Her gün, vatanımızın dört bir yanından gelen kara haberlerle sarsılıyoruz. Terör, Türk Milletini yıldırmaya, korkutmaya çalışıyor. Her gün şehitler veriyoruz. Mehmetçiğe ve polisimize kurşun sıkan, şehirlerimizde bombalar patlayan terör örgütleriyle savaşıyoruz. Geçtiğimiz Cumartesi bölücü terör örgütünün PKK’nın yasal uzantısı olan TAK tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıda 40 dan fazla polisimiz ve yurttaşımız şehit olmuştur. Şehitlerimizi saygıyla anarken bir kez daha manevi huzurlarında söz veriyoruz teröre geçit vermeyeceğiz.
Bu koşullarda ADK, PKK’nın gazetesinin okulda temsil edilmesine karşı çıkarak hem üniversiteyi hem Türkiye’yi savunmuştur.
ADK, hem anayasal hakkını ve görevini hem de vatanseverlik görevini yerine getirmiştir.
ADK, Öğrenci Faaliyetleri Tüzüğü’nün 9. maddesinin 5. fıkrasında belirtilen itiraz hakkını kullanmış ve Tüzük’ü ihlal eden hiçbir adım atmamıştır.
Tekrar ediyoruz: KAK Genel Kurulu’ndan çıkan yaptırım talebi, hiçbir Tüzük maddesine dayandırılmamıştır. Bazı kulüplerin taraflı tutumlarıyla ve yönlendirmeleriyle alınan bu karar, hukuki değildir, siyasi bir karardır.
Yukarıda açıkladığımız sebeplerle bu kararı tanımadığımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
ADK, bundan sonra da teröre meşruiyet alanı tanıyan her türlü faaliyetin karşısında durmaya devam edecektir.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE KULÜBÜ

Yorum Yapın

Dinamik Gazete | Developed by ideanamic