Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

Yorum Yok

İş Adamlığından Beyaz Saray’a:Donald Trump

İş Adamlığından Beyaz Saray’a:Donald Trump

| On 19, Kas 2016

Yazarlarımızdan Furkan Ayrancı, ABD Başkanlık seçimi öncesinde yaptığı değerlendirmesinin ardından bu sefer de ABD’nin yeni Başkan’ı Donald J. Trump’ın hikayesini yazdı

ABD Başkanlık Seçimleri’nden üç gün önce kıyasladığımız ve etiğin değerlerden sayılmadığı bir seçim sürecin geride bıraktık. Ve beklenenin aksine – beklenmeyen bir olay olarak niteliyorum çünkü araştırma şirketlerinin ve anket sonuçlarının artık değişen insan doğasını yansıtamayacağı gerçeğine bir örnek teşkil ediyor bu seçim sonucu – Donald TRUMP, artık Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni Başkanı. Kimilerine göre yaşanan onlarca skandalın – video ve ses kayıtları, etnik ayrılıkçı açıklamalar vs. – ardından Amerikan halkı ‘Kaos’ kavramını tercih etti. Diğer kesimse ‘Yeni Amerikan Rüyası (Make America Great Again!)’ idealinin peşinde ucu kestirilemeyen bir yolun başında. Sonuç olarak yeni başkanı artık yakından tanımanın vakti geldi sanırım.

Donald TRUMP, 14 Haziran 1946 tarihinde emlak yatırımcısı Frederic ve Mary Macleod TRUMP’ın beş çocuğundan ikincisi olarak New York’da dünyaya geldi. Çocukluğunda ise enerji ve zaman planlamasını öğrenmesi için New York Harp Akademisi’ne gönderildi. Üniversitenin ardından ise iki yıl ekonomi alanında yüksek lisans yaptı. Trump mezun olduktan sonra babasının şirketi Elizabeth Trump & Son’ da çalışmaya başladı. Aile şirketini devralmasıyla aynı zamanda 1971 yılında bir emlak imparatorluğunun da temellerini atmış olacaktı. Tabi serveti beraberinde kendisine Cumhuriyetçi cephede sempati kazandırdı. Nasıl mı? Özellikle Vietnam Savaşından dönen yaralı askerlere ve ailelerine yaptırdığı konutlarla elbette. Trump’ın evlilikleri ve boşanmaları da medyanın takibindeydi. Kendisi medyadan hiç kaçmazken medya da onu beslemeye devam etti.

b

İlk kez 1987 yılında denedi Amerikan Başkanlığı’na aday olmayı ancak vazgeçmek zorunda kaldı. 1999’da ‘‘Neden olmasın?’’ diyerek nabız yoklaması yaptı ve yine vazgeçti. ‘‘Amerika’nın Köhneleştiği’’ ibaresini mottosu ilan ederek ülkesinin her yıl para kaybettiğini ve bunun değişmesi gerektiğini söyleyip durdu. 2016 yılına gelindiğinde Donald TRUMP, resmen Amerikan Başkanlığı Adaylığını açıkladı. Aslında bununla ilk ilgilenenler medyadan ziyade komedyenler olurken parti içi ön seçimlerde rakiplerini birer birer eliyordu. Seçim kampanyasında ise özellikle bulunduğu vaatlerle akıllarda soru işaretleri oluşturmuştu. Bunlar;
*The Wall ( Meksika sınırına sınır hattı boyunca bir duvar örülmesi).
*Ülkesine girecek mülteciler için bir veritabanı oluşturulması.
*Ülkesindeki Müslüman azınlığın ve camilerin denetim altına alınması.
*Rusya ile yakınlaşılması gerektiği düşüncesi.
*İklim Değişikliği Programlarının kapatılması ve ABD tarafından artık bütçe ayrılmaması gerektiği.
*Hillary Clinton’ın seçimler sonunda mahkum edilmesi gerektiği.
Ve daha nicesi.

The Economist dergisinin açıklamalarına göre Trump’ın seçilmesi ‘Küresel Riskler Listesi’nde 5. Risk olarak belirlendi. Öyle ki IŞİD bile 7. Sırada yer alıyordu. Trump’ın mevcut söylemleri ciddi anlamda Amerika’da gizli kalmış sessiz çoğunluğun oylarını da kazanmasına sebep oldu. Ve halkın ‘ANTI-ESTABLISHMENT’ olarak adlandırılan ‘sürekli aynı söylemlerdeki bireylerin aday olmasının Amerikan halkı tarafından artık etkisiz kabul edilmesi’ durumu da Donald TRUMP’ın oylarına pozitif etki yaptı.

c

Sonuç olarak köklü Clinton’a karşı gizli siyasetçi Trump, Beyaz Saray’ın yeni ev sahibi oldu. Bundan sonraki süreçte ise Trump artçı dalgalarının hangi ülkelerde hissedileceği sorusu var, hep birlikte göreceğiz.

Furkan Ayrancı
furkan.ayranci@boun.edu.tr

Yorum Yapın

Dinamik Gazete | Developed by ideanamic

avcılar escort nisantasi escort

escort bodrum