Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

Yorum Yok

Sistemimiz: Sistemsizlik

Sistemimiz: Sistemsizlik

| On 18, Eki 2013

Salı günkü Türkiye-Hollanda maçı, özellikle Fatih Terim’in gelmesiyle oluşan havanın etkisiyle hepimizi oldukça heyecanlandırdı. Yaklaşık bir yıldır hissetmediğimiz “milli takım olgusu”, son dönemde tekrar oluşmaya başlamıştı.


Ozancan Yüzbaşı’nın Yazısı:

Hepimiz umutluyduk bu maç için. Tabii ki Hollanda gibi bir takımı yenmek kolay bir iş değil futbolda ama Türk Milli Takımı da sürprizlerle dolu. Maçta gerçekten harika bir seyirci vardı ve statta neredeyse hiç boşluk yoktu. Örneğin Fenerbahçeli bir taraftar elindeki pankartla Fatih Terim’i övüyordu. Taraftarın tek kötü yanı fazla istekli, hatta sabırsız olmasıydı ki bu sabırsızlık zaman zaman takımın oyununu olumsuz etkiledi. Ne olursa olsun, maç sonu Hollanda takımının alkışlanması da çok doğru bir hareketti.

Fatih Hoca maça diğer maçlarla aynı dizilişte başladı ve 4-4-2 oynadı. Ancak cezalı Caner’in yerine Hasan Ali ve Gökhan Töre’nin yerine Olcan Adın vardı sahada. Hasan Ali ve Caner bambaşka oyuncular. Hasan Ali kendi takımında yedek ve karşısında Robben gibi bir oyuncu olunca tabi ki soru işaretleri yarattı. Robben’in zor anlar yaşatması, Hasan Ali’nin hücuma çıkmasına engel oldu. Ne yazık ki performansı vasatı aşamadı. Maça başlamadan planımız sakin oyun olmalıydı, çünkü Hollanda’nın üzerine gitmek maçı çok riskli bir hale getirir. Yani olması gereken, Aykut Kocaman’ın geçen sene Avrupa Liginde oynattığı futboldu. Ancak erken yenen gol bütün planları bozdu. Takım ve seyirci telaşlandı. Oyuncular atakları bitirmede acele ettiler, zorlama ara paslar ve uzun paslar düşündüler. Bunlara rağmen gol bulacak kadar pozisyon da bulduk. Burak ve Umut ile
kaçırdıklarımız Türk futbolundaki forvet eksiğini tekrar hatırlattı. İlk yarı bittiğinde açıkçası ikinci golü yemediğimize sevinecek durumdaydık. Çünkü Hollanda tehlikeli kontra ataklar da yaptı. İkinci yarının başında yediğimiz gol ise maçı bitiren an oldu. Aslında futbolda her şey olur ama oyuncularımız pes etti, yakaladıkları fırsatları da atamayacaklarını biliyormuşçasına harcadılar. Kimse en iyi zamanında değildi o gün. Herkes elinden geleni yapmaya çalıştı ama ortada takım oyunu yoktu. Takımı sırtlayacak, ateşleyecek biri çıkmadı. O kişini Arda olması bekleniyordu ama o da isteyip yapamayanlardan oldu. Eğer kendi seviyenizin üstüne çıkmazsanız, Hollanda’yı da yenemiyorsunuz maalesef. Volkan’dan bahsetmeden edemeyeceğim. Bu eleme grubunda kesinlikle takımı etkiledi yaptığı hatalarla. Artık ilk 11 için değişilmez bir oyuncu değil.

Takım ile ilgili bir sürü şey söylenebilir.  Örneğin neden Gökhan Töre ile başlanmadı denebilir. Ama bence düşünülecek çok daha mühim şeyler var. Neden bizde dalga konusu olan Sneijder, Hollanda Milli Takımında üzerine düşeni yapıyor? Atletico Madrid’de yıldızlaşan Arda, neden milli takımda çok çabalamasına rağmen etkili olamıyor? Bunların tek yanıtı var: sistem. Ülkemizdeki her alanda olduğu gibi, futbolda da belirli bir sistemimiz yok. Tabi ki Fatih Hoca’nın stratejileri var ancak ben bir futbol kültüründen bahsediyorum. Arda eğer 4-4-2’yi İspanya’da öğrendiğini söylüyorsa oturup düşünmek gerek. Bosna Hersek grubu birinci tamamlıyorsa ve biz grubumuzda dördüncü isek artık kendimizi beğenmeyi bırakmamız gerek. Artık o küçük ve boşluklu mazimizle övünmeyi bırakıp daha istikrarlı bir gelecek hazırlamamız lazım. Bunu da TFF’nin ve kulüplerin başına futbol kökenli insanlar seçerek yapabiliriz.

Türk futbolunu gelmiş geçmiş en başarılı teknik direktörü Fatih Terim’dir. Bunun tartışılacak bir yanı yok. Hareketlerini, tarzını beğenmeyebilirsiniz ancak başarısı tartışılmaz. Galatasaray’a kazandırdığı şampiyonluklarla bir yıldız kazandırmış ve hatta ikinci yıldızı kovalayan bir antrenördü. Altı şampiyonluk, 1 Uefa Kupası, 2 Türkiye Kupası, Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali, Euro 2008 Yarı Finali… Galatasaray’dan olaylı bir şekilde ayrılışı bize futbolumuzun bulunduğu vasat noktayı anlatıyor. Arsene Wenger ile aynı zamanda görevine başladı ancak o 3 kez ayrıldı takımının başından. Milan’dan kovulduğunu söyleyenler ise oradan kovulmak için ilk önce oraya gitmek gerektiğini unutuyor. Kim ne derse desin, Türkiye’nin şu an sahip olduğu tek elit teknik direktördür Fatih Hoca. Benim dileğim ise onu, Şenol Güneşi ve Mustafa Denizli’yi; bir gün yönetici olarak görmek. İşte o zaman mantıklı işler yapabiliriz futbol adına.

Ozancan Yüzbaşı
ozancan.yuzbasi@boun.edu.tr

Yorum Yapın

Dinamik Gazete | Developed by ideanamic