Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

istanbul escort instagram takipçi hilesi instagram beğeni hilesi bostancı escort maltepe escort kartal escort pendik escort kadıköy escort kartal escort pendik escort kadıköy escort pendik escort maltepe escort istanbul escort kartal escort pendik escort istanbul escort sex hikaye deneme bonusu veren siteler deneme bonusu bonusal bahis siteleri bonus veren siteler

Scroll to top

Top

Yorum Yok

Üç Muharrem

Üç Muharrem

| On 20, Eki 2016

Muharrem ayı Hicri Takvim’e göre yılın ilk ayıdır. Bu ay tüm İslam âlemi için önemlidir. Fakat bu ayda hem Sünniler hem de Şiiler farklı ritüeller gerçekleştiriyorlar. Bu farklılıkları Boğaziçi Dinamik yazarları olarak Kevser Yayınları’ndan Ertuğrul Ertekin’e, Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım’a Anadolu Gençlik Derneği Boğaziçi Üniversitesi Temsilcisi Ahmet Yusuf Asiltürk’e ve Boğaziçi Üniversitesi İslam Araştırmaları Kulübü’nden Mustafa Runyun’a sorduk.

1. Muharrem ayının ve Aşura’nın öneminden bahseder misiniz?

Ertuğrul Ertekin: Muharrem’in İslam dünyasında İmam Hüseyin’in şehadeti dışında çok önemli bir yeri yoktu ay olarak. Şia’ya göre Muharrem ayı İmam Hüseyin’in şehadeti ile özdeşleşti. Ehl-i Sünnet’e göre birtakım farklı anlamları vardır tabii; Nuh’un gemisinin karaya oturması, Hz. İbrahim’in ateşe atılması gibi. Bunlar özellikle Kerbela Vakıası’ndan sonraki dönemlerde ortaya atılan görüşlerdi. Özellikle Fatimiler dönemindeki Muharrem ritüellerinin, yas törenlerinin resmileşmesine Ehl-i Sünnet’in gösterdiği bir tepki olarak ortaya çıktı. Şia için başlangıçtan beri, hatta Peygamber Efendimizin haber vermesinden dolayı, Muharrem ayı İmam Hüseyin ile özdeşleşti. Hz. Peygamber belki ay olarak belirtmemişti ama İmam Hüseyin’in şehadeti onun tarafından biliniyordu. İmam Hüseyin’in şehadetinin hemen ardından İmam Zeynel Abidin’in ve Hz. Zeyneb’in yas tutmasıyla birlikte bu yas ritüeli ortaya çıktı.

Mustafa Runyun: Muharrem her şeyden önce Müslümanların takvimi olan hicri takvimin ilk ayıdır. Hicri takvim bizatihi Müslümanların kendi tarihsel bağlamları ve dünya tarihi içerisinde onların kendi medeniyetleri ile kurdukları ilişkinin zaman boyutunu temsil ediyor. Bu takvimde günlerin ayların hatta yılların ilerlemesi bize hicretin zaman bakımından uzak olduğu kadar aynı düzlemde olabilmemiz hasebiyle de yakın olduğumuzu hissettiriyor. Muharrem ayına tekrar dönersek bu ay akla gelince hatırlanan en önemli şeylerden biri Muharrem orucu. Bu oruç, Hz.Peygamber’in hadislerinde vurguladığı mühim bir sünnet. Aşure dağıtımı ve iftarlar genelde bu oruç etrafında dönen etkinlikler olmuştur. Tabi Muharrem denince akla gelen bir diğer şeyde Kerbela olayı ve Hz.Hüseyin’in şehid edilmesidir. Bütün İslam alemini derinden yaralayan bu olay Müslümanlar tarafından sürekli hatırlanmaktadır. Elbette ki bu üzüntüyü matem tadında yaşayıp bunun üzerinden bir hafıza bina etmek farklı bir şey bu üzüntüyü bir anı olarak hatırlamak farklı bir şey. Sünni veya Şii hangi gruptan olduğu fark etmez. Ehl-i Beyt sevgisi bütün Müslümanların üstünde ittifak ettiği ve etmesi gerektiği bir husustur. Rasulü Ekrem’in cennet gençlerinin efendileri diye vasıflandırdığı Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin
bizim için her zaman mühim şahsiyetler olmuştur. Hz.Hüseyin’in şehadetine üzülmek ve kalpte bir acı duymak için Şii olmak gibi bir ön koşul yoktur. Zaten böyle bir ön koşul da kabul edilemez. Vicdanı olan bütün Müslümanlar Hz.Hüseyin’in katledilişini kalplerinde bir hüzün olarak taşırlar ve sabrını örnek alırlar.

2. Peki neden Şia Muharrem’i matem ayı olarak görürken, Ehl-i Sünnet(Sünniler) faziletli ve ibadet edilmesi gereken bir ay olarak görüyorlar? Mesela Sünniler aşure tatlısı yaparlar ancak Şia buna kesinlikle karşıdır. Bunu biraz açabilir misiniz?

Ertuğrul Ertekin: Bahsettiğim gibi İmam Zeynel Abidin ve Hz. Zeyneb’in İmam Hüseyin’in şehadetinin hemen ardından yaptıkları ziyaretler ve Erbain( 40.gün ziyareti) ziyareti dolayısıyla Şia’da böyle bir kültür oluştu. Kerbela Şia’nın sürekli ziyaret ettiği ve İmam Hüseyin’in mevcudiyetini hissettiği bir nokta oldu. Fatimiler’in Sünni Abbasi hilafetine tehdit olarak ortaya çıkmasıyla, Gadir-i Hum’u bayram ilan etmesi ve bazı Şii ritüellerini resmileştirmesiyle birlikte Ehl-i Sünnet içerisinde birtakım tepkisel ibadet benzeri veya kült diyebileceğimiz şeyler ortaya çıktı. Mesela bunlardan biri Mevlid’dir. Son yapılan araştırmalar, Fatimiler’in Hz. Ali odaklı Mevlid metinlerine alternatif olarak Hz. Peygamber odaklı Mevlid metinleri ortaya çıktığını gösterdi. Diğer bir örnek ise aşure tatlısının yapılması. Şia, İmam Hüseyin için yas tutarken geçmişteki yani Hz. Peygamber’in vefatıyla Kerbela Vakıası arasındaki ve ondan sonraki İslam tarihini sorguladı. Bu sorgulamaya karşılık Ehl-i Sünnet de o tarihi meşrulaştırdı. Tabii Ehl-i Sünnet’in tepkisi yas tutmaya karşılık bayram havası oluşturmak değildi. Birinin geçmişi sorgulamaya dönük çabasıyla diğerinin geçmişi kurtarmaya yönelik çabası sonucunda iki tarafta farklı ritüeller ortaya çıktı.

Eren Yıldırım: Muharrem orucu hak kitabı Kuranı azimüşşanda da geçen bütün peygamberlerin tuttuğu bir oruç ama bu Muharrem ayı bütün peygamberlerin kurtuluş ayı olmuştur. Nuh tufandan, Yusuf nardan kurtulmuştur bu ayda ama bu Muharrem ayı iki cihan serveri Muhammed Mustafa’nın evlatlarına onun mirasımdır dediği ehlibeytine zulüm ayı olmuştur. Bu ay içinde Kerbela Olayı yaşandığı için biz bu olaydan önce de tuttuğumuz bu orucu bir yas bir hüzün içinde tutmaya devam etmişiz, o yüzden yassı matem diyoruz. Hem orucunu tutuyoruz yüce Allah’ın emri üzere hem de Kerbela vakası yaşanıp Hz Hüseyin ve yakınları şehit edildiği için bir yas havası içinde geçiriyoruz. Kerbela matemi, Muharrem matemi, muharrem orucu her şekilde dillendirebiliriz bunu.

Ahmet Yusuf Asiltürk: Esasen bizim inancımıza göre ölünün ardından matem tutmak doğru değildir. Biz matem olayını vurgulamaktansa, bugünün misyonu ile sosyal paylaşımı ve birlikteliği yakalamaya çalışıyoruz. Zaten aşure dağıtma faaliyeti de bu paylaşımı hissetmek ve hissettirebilmek amacıyla oluyor. Ve şunu da belirtmek isterim ki, her ne olursa olsun Ehli Beyt sevgisi her mezhepte, tüm müslümanlar arasında müşterek bir noktadır, bunun da es geçilmemesi lazım. Hz. Hüseyin’in şehit edilişinin seneyi devriyesinde, özellikle de tüm İslam coğrafyasında çok sıkıntılı zamanlar yaşandığı şu dönemde, ortak değerimiz olan Ehli Beyt sevgisine vurgu yapmak değerli ve gerekli. Biz sadece, mezhepler arasındaki ayrılıklara odaklanmaktansa, matemden çok; sevgi, muhabbet ve paylaşıma vurgu yapmayı tercih ediyoruz.

3. Peki siz Muharrem ayında neler yapıyorsunuz?

Eren Yıldırım: Kerbela’da 72 Masum-u Pak’ın 30.000 Yezid askeri karşısında hunharca ve adice bir şekilde şehit edilmesinden dolayı biz 12 gün kan akıtmıyoruz. Bütün eğlence, düğün-dernek olaylarında uzak duruyoruz. Bu 12 noktasına da değinelim birazdan bu da önemli bir konu. 12 gün boyunca kesici aletler kullanmıyoruz, çünkü 72 canın canına bu kesici aletlerle kastetildiği için. Dolayısıyla hayvan kesmiyoruz ve et yemiyoruz. Eski Anadolu Aleviliğinde bu matem daha yoğun yaşanırmış. 12 gün boyunca siyah giyilir, banyo yapılmaz, tıraş olunmazmış. Tabi bunlar köy ortamında doğal karşılanabilir ama günümüz metropolitan hayatında bir insan bir gün yıkanmasa ikinci gün ter kokuyor. Çevresine rahatsızlık veren, hakkına giren bir insanın tuttuğu oruç da ne denli güzel bir oruç olur tartışılır. Onun dışında birlik lokmalarımız oluyor bizim, 12 gün boyunca cemevlerimizde bütün gelen canlarla beraber orucumuzu açıyoruz ve o lokmayı paylaştıktan sonra da Kerbela’yı anlatan söyleşiler, muhabbetler eyleyip yine Yezid’in hunharca katlettiği Ehl-i Beyt’in arkasında mersiyeler ve ağıtlar söylüyoruz. Bunun gibi örneklerimiz var. Yöresel farklılıklar da var Alevilik inancında. Yöre yöre farklı ritüeller farklı yasaklar belirleyip bu şekilde matemini yaşayanlar var.

Bir de 12 gün konusuna değinecektiniz.

Eren Yıldırım: Evet. Fecr suresinin ilk iki ayetinde "Andolsun fecre ve on geceye." denir. Bu ayetler muharrem ayının kutsaliyetini belirtiyor. Hz. Muhammed’e kadar bütün peygamberle 10 gün tutmuştur bu orucu. Ama muharrem ayı içerisinde bir Kerbela faciası yaşandığı için 12 imamlara
ithafen 2 gün daha eklenip 12’ye tamamlanmıştır ve bir yas havasında bürünmüştür. Ahmet Yusuf Asiltürk: Bizim özel bir programımız yok. Oruç tutmak ve dua etmek dışında Hz.Muhammed’in bugünler içinde yapılmasını vurguladığı başka özel bir tavsiyesi yok. Ama bizim kültürümüzde senelerdir devam ettirilen bir adet var: aşure dağıtmak. Biz de AGD olarak, üniversite şubelerimiz aracılığıyla üniversitelerde, mahalle şubelerimiz aracılığıyla da mahallelerde aşure dağıtıyoruz. Paylaşımda bulunarak, işin toplumsal misyonunu yerine getirmeye ve aynı zamanda ortak noktalarımıza vurgu yaparak bir birliktelik oluşturmaya çabalıyoruz.

Mustafa Runyun: Her sene Muharrem ayında bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama bunlar hep aynı şeyler olmuyor. Geçen senelerde Kuzey Kampüs’te aşure ve çorba dağıtımı yapmıştık. Biz bu sene biraz daha farklı şeyler yapmak istedik bu yüzden Nafi Baba Camii, Güney Kampüs ve Kilyos’ta iftar yemeği verdik.

fb_img_1476642372947

Selin Akbaş
selin.akbas@boun.edu.tr

Harun Karataş
harun.karatas@boun.edu.tr

Saliha Gözel
saliha.gozel@boun.edu.tr

Selen Duruşkan
selen.duruskan@boun.edu.tr

Yorum Yapın

Dinamik Gazete | Developed by ideanamic

avcılar escort nisantasi escort

escort bodrum