Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

Yorum Yok

Zırvalık Üzerine

Zırvalık Üzerine

| On 31, Ara 2016

Princeton Üniversitesi’nden Harry Frankfurt “On Bullshit” başlıklı makalesinde, ülkemizde siyasilerin güvenilir ve sadık bir hizmetkarı olan “zırvalık”ın temel niteliklerini tartışıyor.

Öncelikle belirtmek gerekir ki 6:45 yayınları tarafından muhtemelen ilgi çeksin diye başlığı “Boktanlık Üzerine” olarak çevrilen bu makaleyi orijinal dilinde okumanızda fayda var. Nitekim çevirisi küçük bir faciaya kurban gitmiş gibi duruyor.

Frankfurt basit bir soru soruyor. Modern toplumumuzun dört bir yanı yalanlar, dayanağı bulunmayan iddialar, zırvalar, içi bir türlü doldurulamayan argümanlar ve türlü karalamalarla dolu iken tüm bunların arasında “zırva”yı farklı kılan ne?

Zırvanın, bir “yalan” olmadığını bilmemiz gerektiğini söylüyor Frankfurt. Yalan söyleyen insan gerçeğin bilgisine sahipken zırvalayan için gerçeğin bir kıymeti harbiyesi yoktur diyor kısaca. Zırvalayan kişi için, eğer dile getirdiği zırvalık kendi konumunu kuvvetlendiriyorsa yaptığı hamle gayet meşru gözükür.

Basit bir örnek Amerika’dan. Donald Trump “Küresel ısınma kavramı, ABD imalatını rekabet dışı koşullara itmek üzere Çinliler tarafından yaratıldı” dediğinde argümanının gerçekliğini sorgulamıyor elbette. Veyahut Meksikalı illegal göçmenler için “tecavüzcüler” dediğinde de böyle bir sorgulamaya girişmedi. Çünkü esas amacı Cumhuriyetçi seçmeni kendi etrafında konsolide etmekti ve bu yolda akla uygun olmayan her türlü argümanı sarf etmeyi de meşru görmekteydi. Nitekim bu zırvalıkların bir kısmı ona gerçekten seçimi kazandıran önemli faktörlerin gelişimine hizmet etti gibi duruyor.

Öte yandan bir yalanı kolayca tespit edip yanlışlayabilirsiniz diyor Frankfurt. Ama bazı zırvalıkların yanlışlanma payı oldukça küçüktür.

Küçük bir örnek de Türkiye’den. Birer hayali yaratım gibi duran “üst akıl” ve “faiz lobisi” gibi kavramlar üzerinden siyasi bir tartışmaya girildiğini hayal edelim. Herhangi bir konuda herhangi bir sorumluluk yüklenmeyip yaşanan tüm vehameti kendi yarattığınız bir kavrama atfetmek gibisi yoktur. Gerçekten de tartışmada karşınızdaki eğer sizin dilinizi benimserse o dili bilimsel olarak yanlışlama ihtimali de ortadan kalkar bir bakıma.

Zırvalıklar olmasaydı nasıl bir siyasi yaşama sahip olurduk? Bunun üzerine düşünerek ütopyalar literatürüne küçük bir katkıda bulunulabilir belki de.

Dönem başında bir dersimin kapsamında Frankfurt’un bu makalesini okurken bir yandan kafamda bazı parçaların oturduğunu hissetmiş, bir yandan da içimin parçalanmakta olduğunu fark etmiştim. Yine de makaleyi okumakta fayda olduğunu belirtmem gerek, biraz üzülsek de.

Mert Can Yılmaz
can.yilmaz2@boun.edu.tr

Yorum Yapın

Dinamik Gazete | Developed by ideanamic